HAYBER’İN FETHİNİN ARDINDAKİ HİKMETLER (3)
Kerim'in lanetlemiş olduğu Yahudi kavminin kıyamete kadar fitne çıkaracağı beyan edilmiştir. Bu lanetleniş olayı, Kur'an'ın, Allah katından gönderilen bir mucize vahiy olduğuna delildir. O halde, mü'minler günümüzde siyasî, ekonomik, sosyal vs. olayları tahlil ederken, bu hakikati hesaba katmak, buna göre tedbir almak zorundadırlar. Ayrıca, Allah Resulü'nün, düşmanlarına, hususiyle o zamanki Yahudilere karşı nasıl tedbirli ve uyanık bulunduğu ibretle incelenmeye değerdir. Hayber Yahudileri Gatafan kabilesi ile işbirliği yapıp Medine üzerine yürümeyi düşünürken ve bu yolda hazırlıklarını devam ettirirken Resul-i Ekrem durumu tespit etmiş, bu tehlikeyi önlemek için Yahudilerle anlaşma yapmak maksadıyla Revaha oğlu Abdullah'ı Hayber'e göndermişti. Ancak, Yahudiler, niyetleri kötü ve planları tehlikeli olduğundan, sulha yaklaşmamışlar; öte yandan, münafıkların reisi de Yahudileri savaşa teşvik etmişti. Burada İslam'ın barışa ne kadar önem verdiğini, savaşlarda daima haklı olmak mantığını esas aldığını görüyoruz. Hayber iyice tetkik edilir ve savaşın çıkış sebepleri incelenirse, bunun bir müdafaa savaşı olduğu görülecektir. Resul-i Ekrem'in Hayber'e, Hudeybiye barışından sonra yönelmesi de, cepheyi büyütmeme gayesine yöneliktir. Bu yol, mü'minlerin her zaman dikkat edecekleri bir esası ortaya koyar. Hudeybiye ile müşriklerin güneyden gelebilecek tehlikesi, geçici bir zaman için de olsa önlenmişti. Bu müdahale, siyasî ve askerî bir firasetin eseriydi. Zaten, Resulûllah Efendimizin bütün işleri İlahî bir yönlendirme olmakla beraber biz mü'minlerin de alacağı nice ders ve hikmetlerle doludur. İslam ordusu ilk adımda, Hayber'le Gatafan arasında "Raci" mevkiini tuttu. Böylece, iki düşmanın birleşmelerini engellemiş oldu. Münafıkların haberi üzerine Yahudiler, olaydan haberdar olup Gatafan kabilesini yardıma çağırmışlarsa da artık vakit geç olmuş, Raci mevkiinde yol Müslümanlarca kesilmişti. Böylece,
