MÜSTEŞRİK MANTIĞI VE EHL-İ KİTAP (4)
istiyorsan gel, burada durmak istiyorsan dur" dedi. Selman, "Hangi mabedin ehli üstün?" diye sordu. Rahip, "Bu mabedin" cevabını verince, Selman o mabette kaldı. Mabet sahibi oradan ayrılırken, o mabedin âlimini çağırarak Selman'ın ibadeti konusunda nasihat etti. Selman ibadete devam etti. Sonra âlim kişi Beyt-i Mukaddes'e gitmek istedi ve Selman'ı mabette kalmak veya kendisiyle gelmek arzusunda muhayyer bıraktı. Hangisinin daha üstün olduğunu soran Selman'a, rahip, "Tabii ki benimle gelmen" deyince beraber yola çıktılar. Yolda bir kötürüme rastladılar. Kötürüm, "Ey rahiplerin efendisi, bana acı, Allah da sana acısın" dedi. Rahip onunla hiç konuşmadı ve yollarına devam ederek nihayet Beyt-i Mukaddes'e geldiler. Rahip Selman'a, "Çık ilim talep et. Yeryüzünün bütün âlimleri bu mescide gelirler" dedi. Selman da âlimlerin sohbetlerini dinlemek için rahibin yanından ayrıldı. Sonra üzgün bir şekilde geri döndü, "Bizden önceki peygamberler ve adamları bütün hayırları götürmüşler, bize bir şey bırakmamışlar" dedi. Bunun üzerine o rahip, "Üzülme, çünkü, bir peygamber kaldı ki, hiçbir peygambere uyanlar O'na uyanlardan üstün olamayacaklar; bu zaman O'nun çıkacağı zamandır. Ben O'na kavuşacağımı zannetmiyorum. Ama sen gençsin, belki kavuşursun. O Arap arazisinde çıkacaktır. Eğer O'na kavuşursan, iman et, uy" dedi. Selman, bu peygamberin alametlerinden bir şey söylemesini isteyince, rahip, "O'nun sırtında peygamberlik (nübüvvet) mührü vardır. Ve O hediye alacak, sadaka ise almayacaktır" dedi. Sonra dönüp, o kötürümün yanına uğradılar. Rahip ona doğru döndü ve onu kaldırıp yere vurdu. Ve dua ederek, "Allah'ın izniyle kalk!" dedi. O da sapasağlam ayağa kalktı. Selman o adama bakarken rahip yürüyerek kayboldu. Selman telaşla rahibi ararken, Kelb kabilesinin iki adamına rastladı. Onlara, "Rahibi gördünüz mü?" diye sordu. Onlardan birisi, "Evet" dedi ve bineğini çökerterek onu aldı, Medine'ye götürdü. Selman-ı Fârisî, "Bana bu işten dolayı öyle bir hüzün isabet etti ki,
