MÜSTEŞRİK MANTIĞI VE EHL-İ KİTAP (5)
o zamana kadar bunun benzeri bir hâl başıma gelmemişti" dedi. Sonra Cüheyre kabilesinden bir kadın onu satın aldı. Ve kadının diğer kölesiyle Selman nöbetleşe kadının koyunlarını otlatmaya başladılar. Bu arada Selman para biriktirerek Son Peygamberin çıkışını beklemekteydi. Bir gün yine koyunlarını otlatırken arkadaşı gelerek, Medine'ye, peygamber olduğunu iddia eden bir adamın geldiğini haber verdi. Selman hemen Medine'ye inerek Resulûllah'ı gördü. Etrafında dolaşmaya başladı. Efendimiz, onu görünce ne için geldiğini anladı. Elbisesini aşağı sarkıttı ve nübüvvet mührü ortaya çıktı. Bunun üzerine Selman, yanına giderek Peygamberimizle konuştu. Sonra giderek bir koyun aldı, pişirdi, bir de ekmek aldı. Resulûllah'a getirdi. Efendimiz, "Benim buna ihtiyacım yoktur. Götür Müslümanlar yesin" buyurdu. Sonra Selman, başka bir dinarla et ve ekmek alıp Resulûllah'a götürdü. Efendimiz yine, "Bu ne?" diye sordu. "Hediye" deyince, Selman'a, "Otur" dedi. O da oturdu. Resulûllah'la beraber yediler. Selman konuşurken, Peygamberimize mabetteki arkadaşlarından bahsetti, "Namaz kılarlardı, oruç tutarlardı, Sana inanırlardı ve Senin peygamber olarak gönderileceğine şahitlik ederlerdi" dedi. Resulûllah (s.a.v.), "Onlar, cehennem ehlindendir" buyurdu. Bu, Selman-ı Fârisî'ye çok ağır geldi. Daha önce bu kimseler için, "Onlar Sana kavuşsaydılar, Seni tasdik ederler ve Sana uyarlardı" demişti. Bu hadise üzerine Cenab-ı Hak, Bakara Sûresi 62. ayeti, yani iddia konusu olan ayeti indirerek, onların da cennet ehli olduğunu haber verdi. O zaman, Selman, "Sanki sırtımdan bir dağ kaldırıldı" 35 dedi. Bu ayetin nâzil olmasıyla beraber Efendimiz, Hz. Selman'ı çağırttı ve buyurdu ki: "Kim Beni duymadan (Bana kavuşmadan) İsa'nın dini üzere, İslam üzere ölürse o hayır üzeredir. (cennete 35 Ebu Câfer, Muhammed İbn-i Cerîr et-Taberî, Câmiu'l-Beyan Fi Tefsiri'l-Kur'an, I/254-256
