HUDEYBİYE ANLAŞMASI’NIN HİKMETLERİ (4)
mediklerinizi bildi de Mekke fethinden önce, yakın bir fetih yaptı" buyurarak Mekke'nin Müslümanlar tarafından fethedileceğini Resulü'ne haber vermektedir. Bu, Müslümanların işkence ve zulümler yüzünden bırakmak zorunda kaldıkları yurtlarına dönmekle kalmayıp, oranın hâkimi olacaklarının da müjdesidir. Bir de manevî fetih vardır ki, bu gönüllerin fethidir. Hudeybiye'den sonra insanların kitleler halinde İslam'ı kabul ettiğini gören Kureyş'in İslamiyet'e karşı direnecek gücü kalmamıştı. Kureyş ulularının çoğu öldürülmüştü. Geride kalanlardan, akıl sahibi olanları da yavaş yavaş doğruyu görüyor, Müslümanlığı kabul ediyorlardı. Halid b. Velid ile Amr b. As, bunlardan sadece ikisidir. İnsanlar, Resulûllah'ın ve getirdiği düzenin üstünlüğünü, kusursuzluğunu bu barış devresinde farketmiş, kurtuluşun İslamiyet'te olduğunu anlamışlardı. Netice olarak, Müslümanlar da İslam'ın kesin bir zafere ulaştığını, Feth-i Mübîn'in yaklaştığını farketmişlerdi. Müslümanların ehl-i küfürle ilk anlaşması olan Hudeybiye Muahedesi büyük bir tarihî değer taşımaktadır. Bu muahede ile, Kureyş müşrikleri, küfür öncülüğü statüsünü kaybetmişlerdir. Daha evvel bütün Arap kabileleri, Müslümanlara karşı hareketlerinde Kureyş'i örnek alıyorlardı. Kureyş müşrikleri ise, Müslümanlara karşı çok katı bir husumet içinde idiler. Burada, şer güçlerin birliğinin dağılmasının İslam için bir rahmet olduğunu anlıyoruz. Mekkelilerle müzakerede bulunmak üzere Hz. Osman'ın gönderilmesi ve onun göz hapsinde tutulması, başta Resul-i Ekrem olmak üzere Müslümanları galeyana getirdi. Hatta bir ara Hz. Osman'ın öldürüldüğü şayiası bile yayıldı. Bunun üzerine Resul-i Ekrem, vadide bir ağaç altında bütün arkadaşlarından biat istedi. Buna "Rıdvan" veya "Hudeybiye Biati" denir ki, bu biat Müslümanların tek yumruk olduğunu gösterdi. Bu biat, müşrikler için caydırıcı oldu. Bu biat, Hudeybiye Muahedesi'ni hazırladı. Burada, hak yolda kararlılık, birlik ve beraberliğin önemi bir kez daha anlaşıldı.
