RIDVAN BİATI (3)


re kapı açan anahtar gibidir. Çünkü, insan-ı kâmilden fersah fersah uzakta da olsanız, rabıta ile ona yakın oluyorsunuz. O rabıtadan uzak olmak da, öyle bir nasipsizliktir ki, insan-ı kâmilin en yakınında da olsanız istifade edemiyorsunuz. Hak dostlarının; "Zikirsiz rabıta erdirir; rabıtasız zikir erdirmez" demelerindeki nükte de işte burada gizlidir. Hz. Osman'ın da, Peygambere aynı rabıtayı nasıl güzel kurduğunu şu olay bize göstermektedir: Hz. Osman, akrabalarıyla görüşmek için Resulûllah'tan izin alan on kişiyle beraber Mekke'ye geldiğinde müşriklere, Peygamberimizin gönderiliş maksadını anlatıp; onları İslam'a davet ettiyse de, müşriklerin cevapları menfi oldu: "O, hiç bir zaman Mekke'ye girip Kâbe'yi tavaf edemez. Fakat sen tavaf etmek istersen, et" dediklerinde Hz. Osman, celallenerek, "Hayır! Resulûllah tavaf etmedikçe, ben de etmem" diye mukabele etti. Onlar da hiddetlenerek, Hz. Osman'ı bir müddet göz hapsine aldılar. Mekke'de bu konuşmalar geçerken, bazı sahabiler, "Ya Resulallah! Osman, Beytullah'a kavuştu. Onu tavaf etti. Ne mutlu!" dediler. Peygamber Efendimiz, "Bizler, tavaftan alıkonulmuş bir halde iken, hiç sanmam ki, Osman, Beytullah'ı bizsiz tavaf etsin!" buyurdu. Onlar, yine inceliği anlamayarak, "Ya Resulallah! Osman, Beytullah'a varıp kavuşmuş iken, Kureyşliler, ona ne diye engel olsunlar" dediklerinde, Hz. Resulûllah Efendimiz, "Beytullah'ı biz tavaf etmedikçe, Osman da tavaf etmez!" buyurdular. 20 Görüldüğü üzere, Hz. Osman, Resulûllah'tan uzakta olsa bile rabıtası, hali, tavrı, ince düşüncesi yani her şeyiyle Allah Resulü'yle beraber. Ne mutlu, bu aşk ve bağlılığı yakalayanlara!.. Bu arada Hz. Osman'ın Mekke'de kalışı uzadı. Müslümanların kulağına Hz. Osman'ın öldürüldüğü haberleri gelmeye başladı. 20 İslam Tarihi, M. Asım Köksal, c. 13, s. 178-179