SADECE RESULÛLLAH’A AİT ÖZELLİK VE MUCİZELER (2)
ratmıştı ki, o halife meleklerden bile üstündü. Bu üstünlüğün sahibine de melekler baş eğdiler. Bu üstün ilk insan, ilk peygamberden sonra Allah'ın halifeleri ardı ardına yeryüzüne indiler. Her birinin taşıdığı büyük emanet en son olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz ile karar kıldı. Her şey aslî sahibini bulmuş oldu. Böylece, insanın yaradılışından murâd olunan, O'nun gelmesi gerçekleşmiş oldu. Meleklerin, Adem Peygambere secde etmelerinin de alnındaki Muhammedî nur sebebiyle olduğu, Allah Resulü'nün vücudunda hakikatini buldu. Nitekim, bu hususu teyid eden ayet-i kerimede şöyle buyurulmuştur: "Allah ve melekler, Nebi'ye salât ederler." Meleklerin, Âdem Peygambere secdelerinde Allah'la beraber olmadıkları açıktır. Fakat Nebi'sine salatta, Allah, melekleri ile beraberdir. İsim ve mânâların ilk olarak Resuller Resulü'ne talim olunduğu bahsinde en büyük delil şu hadistir: "Ezel âleminde Bana ümmetimin yüzleri gösterildi ve bütün isimler talim edildi. Âdem Peygambere talim edildiği gibi..." Kâinatın Efendisi'ne, hiçbir peygambere bahşedilmeyen nimetler ihsan olunduğu gibi, diğer peygamberlere verilen nimetler de fazlasıyla bahşolunmuştur: İdris Peygamber, göklere çıkarılarak şereflendirildi. Âlemin Fahri ise Mi'rac'da öyle bir yüksekliğe çıkarılmıştı ki, böylesi hiçbir peygambere nasip olmadı. Nuh Peygamber, peşindeki mü'minlerle boğulmaktan kurtarılmıştı. Varlığın Nuru'na ise öyle bir imtiyaz bahşolunmuştu ki, ümmeti, öbür topluluklara erişen belalardan emin oldu: Gökten taş ve ateş yağması ve bir anda kahredici ses gelmesi tarzındaki azaplardan mahfuz kılındı.
