ÜSTÜN TEVAZUU HEYBETİNİ EKSİLTMEZDİ (2)


Peygamber (s.a.v.), `Yok, sen otur' dedi. Ben de yastığa oturdum. Allah'ın Resulü de yere oturdu. Kendi kendime, `Allah'a yemin olsun ki, bu bir melik işi değildir' dedim." İşte Resulûllah'ın fıtratı budur. Gizli bir tarafı yoktur. Ailesiyle beraber esir düşmüş ve mağlup olarak kendisine gelen Adiy'yi yastık üzerine oturtuyor, kendisi yere oturuyordu. Bir de şu olaya dikkat ediniz: Oğlu İbrahim vefat ettiği zaman güneş tutuldu. Bunun üzerine halk, "İbrahim'in ölümü için güneş tutuldu" dedi. Bunu duyan Peygamber, ayağa kalkarak şöyle dedi: "Güneş ile ay, Allah'ın ayetlerindendirler; hiç kimsenin ne ölümü ne de hayatı için tutulmazlar." İşte hak ve hakikate âşık ve herhangi bir vehmi istismara tenezzül etmeyen temiz ruh böyledir. Bakınız, nasıl sahabelerden birisinin evine girmek için müsaade istiyor ve izin almayınca nasıl dönüyor ve neler oluyor: Kays b. Sa'd şöyle diyor: "Peygamber, bizi ziyaret etmek için eve geldi ve `Essalâmu aleyküm ve rahmetullah' dedi. Babam, selamını sessizce aldı. Bunun üzerine babama, "Peygamberin içeri girmesi için izin vermez misin?" dedim. Babam: `Bırak bize selam vermeyi çoğaltsın' dedi. Peygamber, tekrar, "Esselamü aleyküm ve rahmetullah" dedi. Sonra geri döndü. Sa'd da onu takip etti. Kendisine yetişince, "Ya Resulallah! Ben, senin selamını duyuyor ve sesini işitiyordum. Selamını çoğaltmanız için bunu yaptım" dedi. Peygamber tekrar kendisiyle beraber döndü. Babam, Peygamber'in yıkanması için su hazırlattı ve Hz. Peygamber yıkandı. Sonra kendisine zafaran ile boyanmış bir çarşaf verdi. O da bununla örtündü, sonra ellerini yukarıya doğru kaldırarak şöyle dedi: "Allah'ım Sa'd ve aile efradına rahmetini indir!" Peygamber evine dönmek isteyince Sa'd bir merkep getirdi ve bana; "Ey Kays! Peygamber ile birlikte git" dedi. Kendisiyle birlikte gittim. Yolda bana, "Sen de Benimle birlikte bin" dedi. "Binmem" dedim. Bunun üzerine, "Ya Benimle birlikte bineceksin veya geri döneceksin" dedi."