O’NUN AHLAKI ÖLÇÜ İDİ (5)


ve bu süre zarfında şuurlanarak kendiliklerinden bu vecibelerini de yerine getireceklerini düşünerek ortaya koydukları tavır neticesinde hakikaten bu kimseler de kendiliklerinden yerine getirmişleridir. Dikkat edilirse, farklı tavırlar aynı neticeyi tahsil etmiş, yani insanlar kazanılmış; dinden de taviz verilmemiştir. Peygamber Efendimiz, birçok geceler ümmeti için ağlar; onların kurtuluşu için dua ederdi. Tâif'te taşlanarak kovulduğunda zar zor kendisini bir bahçeye attı. Tarihe `Şekvâ-yı Muhammedî' diye geçen duasında, Allah'a hâlini arzetti de ümmetini şikâyet etmedi. Ardından, Cenab-ı Hak, melek yolladı. "Ey Muhammed! Beni, Allah yolladı. İster misin, şu iki dağı başlarına yıkayım?" diyen meleğin bu sözüne karşılık ağlamaya başlayan Hz. Peygamber, "Allah'ım! Kavmime hidayet et. Muhakkak ki, onlar bilmiyorlar" diyerek ümmetine kalkan oluyordu. Diğer yandan, ashabına, yaptıkları hatalar karşısında serzenişte bulunduğu olurdu. Hatta celâllendiği yüzünden belli olurdu. Yüzü kıpkırmızı olur, şakağında damarı belirginleşirdi. Sonra da "size ne oluyor ki..." şeklinde birçok serzenişi vâkidir. Fakat O'nun hata eden bir insana kızması da aynı şekilde bir kalkan olmuştur; merhametin ta kendisidir. Zira, Habibi incindi diye Allah gazap ederse o insan çok büyük zarar görecektir. O yüzden, büyük insanlar, bazen dua gözyaşlarıyla; bazen uyarılarıyla insanlara gazab-ı ilâhiden etkilenmemeleri için kalkan olurlar. (Bu konu tasavvufta `Gayretullah' olarak geçmektedir. İnsan-ı kâmiller üzerine titreyen Cenab-ı Hak; onların yakınlığıyla sevinmiş; onlarla insanlara tasarruf etmiş; onlarla âleme nazar etmiştir: "Kim ki bir veli kuluma düşmanlık ederse ona harb ilân ederim" buyuruyor. İşte bu sebeple, Hak dostlarının Cenab-ı Hak ve insanlarla çok ince ve hassas diyalogları varıdır. İnsanlara Allah'ı tanıtmak ve sevdirmek vazifeleridir. Fakat bunu yaparken kendilerinin değerini bilmeyerek kötülükte bulunanlar olacaktır. İşte Cenab-ı Hakk'ın cezalandırmaması için bu insanların gönlünü almaya, açmaya; ya da Hakk'a dönüp yalvarmaya çalışırlar. Yahut da, ceza