EN ÜSTÜN ÖRNEK RESULÛLLAH’TIR (2)
değildi. Bu sebepledir ki, her sınıf insana ancak Resulûllah (s.a.v.) örnek olmuştur. Allah'ın Resulü bütün hâllerde beşerin en güzel misali ve en üstün biricik örneğidir. Her şeyde kemâl O'na dayanır, her kemâl de O'ndan alınmıştır. Bu sebeple insanın durumu ne olursa olsun Resulûllah'a uymadıkça O'nun yolunu takip edip, O'nu örnek almadıkça kemâle ermesine imkan yoktur. O'nun şahsından toplanan olgunluk ve kemâlât hiçbir insanda toplanmamıştır, toplanması da mümkün değildir. O mir'atullah (Allah'ın aynası) idi. Bu da iki yönlü özellikti. Birincisi Hakk'ın boyasıyla boyandığı, Allah'ın sıfatları kendisinde tecelli ettiği için yanına gelenler O'nda Cenab-ı Hakkı seyrederlerdi. O'nu dinleyen, O'nu seyreden yanından ayrılmak istemezdi. Bu vasfıyla Hz. Resulûllah Efendimiz insanları Allah'a ve O'nun sevgisine, Cenab-ı Hakkı da insanların kalbine taşırlardı. İkinci olarak da halkın aynasıydılar. Yani O'na bakan kendi güzelliğini ya da çirkinliğini seyrederdi. Bir gün yanlarına Ebu Cehil geldi, "Ne kadar çirkinsin ya Muhammed! Âlemin bütün çirkinliğini Sende seyrediyorum" dedi. Resulûllah Efendimiz, "Doğu söyledin!" şeklinde mukabelede bulundular. Ardından Hz. Ebubekir (r.a.) teşrif etti. Hz. Ebubekir, "Ya Resulallah, ne kadar güzelsin. Bütün güzellikleri Sende seyrediyorum" dediklerinde Peygamber Efendimiz ona da, "Doğru söyledin" şeklinde mukabele ettiler. Ashabdan bazıları sordular: "Ya Resulallah, birisi güzel, birisi de çirkin konuştu. İkisine de doğru söylediklerini bildirdin. Bunun hikmeti nedir?" Âlemin Fahri şu manidar cevabı verdiler: "Mü'min-i kâmil ayna gibidir. Ona bakan kendisini görür. Dolayısıyla, bize Ebu Cehil baktı, çirkinliğini seyretti. Ebubekir baktı, güzelliğini seyredip tasvir etti. O yüzden ikisine de doğrusun, dedim." O'nun yanına gelenler, kendi güzel veya çirkin yönlerini ziya-
