EN ÜSTÜN ÖRNEK RESULÛLLAH’TIR (3)


desiyle seyrederlerdi. Kendisinde Allah'ın adl (adalet) sıfatı çokça tecelli eden bir kimse O'nda adlin kemâlini görür, böylece kendisinde eksik olan yönleriyle beraber seyrettiği o mutlak adalete hayran kalırdı. Kendisinde Hakk'ın rahmet tecellileri fazla olan bir kimse; yine O'nda kendisinde olmayan yönleriyle birlikte âlemlere rahmet olma vasfını görür ve hayran kalırdı. Ve yine ticarete, siyasete, riyasete vs. meyli ve kabiliyeti olanlar, bu kabiliyetlerin en kâmil halini kendisinde seyrederek Hz. Muhammed Mustafa'yı (s.a.v.) örnek alırlardı. Şunu hemen belirtelim ki, Hz. Fahr-i Kâinat Efendimiz herhangi bir insan gibi, bir kabiliyetini geliştirmiş, fakat diğer yönleri eksik kalmış bir insan değillerdi. Zira, O'nu, kendi dilinden aktarırsak, Rabbi terbiye etmiş ve güzel terbiye etmiştir. Her an yeni bir tecelli ile yeniden doğan ve böylelikle kemâl üzerine kemâli, nur üzerine nuru sergileyen Cenab-ı Hakk'ın vitrini olmak şerefine ermiş bir vücut ve ruhun sahibi idiler. Şimdi dilerseniz O'nun en üstün ahlak sahibi, en üstün eğitimci, en üstün siyasetçi ve kumandan oluşunu misalleriyle detaylandırmaya çalışalım.