CAHİLİYE DEVRİ ARAPLARININ AHLAKÎ YAPILARI (14)
Kadınla ilgili olan diğer bir hukuk şekli de talak (boşama) idi. Koca, istediğini yapardı. İddet mevzuu bahis değildi. Adam istediği anda kadın kendini sokakta bulurdu. Bu durumda ne eski kocanın yanında durabilir, ne de başka biriyle evlenebilirdi. Nikâhtaki kadın sayısına bir sınır konmamıştı. Erkek, istediği kadını nikâhı altına alabilirdi. Gaylan b. Seleme Sakafi, Müslüman olduğunda on tane karısı vardı. Vehb Esedi'nin sekiz karısı vardı. Koca ölünce kadınları oğlunun olurdu. Öz annesi hariç diğer kadınlar oğlunun meşru kadınları sayılırdı. Muharebede ölen adamların kadınları da en kötü elbiselerle pis bir vaziyette sokaklarda dolaşırlardı. Hiç kimse bunlarla evlenemezdi. Evlenen kadının hiçbir hakkı yoktu. Ağırlık parası babaya ödenen her kız alınırdı. Arapların bu insafsızlıkları altında kadın alçaldıkça alçalırdı. En değersiz bir mahlûk haline gelirdi. Öyle ki, kız çocuğu doğuran kadına akla gelebilecek her şeyi yapmak hiçbir müeyyide getirmezdi. Bu çok utandırıcı bir iş, bir rezaletti. En büyük işkence de, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesiydi. Bu iş, salgın bir halde âdet olmuştu. Çöl ortasında kazılan çukurlara kız çocukları gömülüp, bırakılıp gidilirdi. Buna da Araplar "ve'd" derlerdi. Resulûllah'ın huzurunda, sekiz kızını bu şekilde öldürdüğünü itiraf eden sahabe vardı. "Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. (Şimdi ne yapsın) onu, hakaretle tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün! Bak ne kötü hüküm veriyorlar!" 9 Kadın dul kalınca, kocasının vârisleri, kadını da bir miras malı addederlerdi. Vahşet ve cehalet: Araplar için yapılacak veya yapılmayacak diye bir sınır yoktu. Haram veya helal söz konusu değildi. Böyle bir ayrım yoktu. Her 9 Nahl, 59
