İSLAM’A DAVETİN DÖNEMLERİ (3)


lıp ilişkilerin sıklaşması neticesinde muamelat hükümlerine ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Cenab-ı Hak, onların terbiye ve kemâllerini bu yönden de tamamlamak üzere, hem âdâb-ı muaşeret, ticaret ve aile hukukunu içeren, hem de içki, kumar gibi cemaat ve cemiyetleri içten içe kemirerek yıkıma götürebilecek şeyleri yasaklayıcı ayetler indirerek, onları örnek fertler oluş safhasından, örnek bir cemaat oluş safhasına iletmiştir. Şunu belirtmeliyiz ki, davetin her safhasının ayrı metodu ve çilesi vardır. İlk iki safhada; sohbet edip, ferden örnek olarak ve bir ibadet ortamına çekilerek insanlar irşad edilmiştir. Bu metod ile, konuşanın samimiyeti sayesinde birçok insanın kazanılmasına vesile olunmuştur. Fakat örnek bir cemiyet gösterme avantajına sahip olunamadığı için, birçoğu ikna olmamış veya yüzyüze nasihat dinlemek kendilerine ağır gelmiştir. Ya da, yaşadıkları cemiyet ve hayat tarzına alışmış olmaları, kendileri için en güzel hayat nizamını idrak etmelerine perde olabilmiştir. İşte bu perdelerin yıkılması; ferdiyette kemâlin yanında, cemiyet ve cemaat olarak da kemâlin izhar edilmesiyle mümkündür. Bu şekilde, gerek beşerî münasebetler ve insan hakları, gerek ticaret hayatı, gerekse de aile hayatı olarak örnek bir toplulukla birlikte İslam'a vitrin olmanın tesiri de o nisbette büyük olacaktır. Bir batılı mütefekkirin; "Sadece bir köy dolusu insan İslam'ı hakkıyla yaşayıp örnek olsunlar; bütün dünya Müslüman oluverir" demesi büyük bir hakikatin ifadesidir. İşte Medine'de Allah Resulü, her yönüyle örnek olan insanları adeta birbirleriyle kenetleyerek örnek bir toplum oluşturmaya çalıştı. Cenneti arıyordu insanlık, neyi aradığını bilmeden... Allah Resulü, Cennetlik insanlar yetiştirip, o insanlardan bir cemiyet kurdu ki, bu cemiyet; ticaretiyle, ahlakıyla, sevgisiyle, aile hayatıyla kısaca herşeyiyle Cennetin izini ve kokusunu taşıyordu. Resulûllah Efendimiz, insanlığı Cennet bahçelerine davet etti ve koştular öbek öbek, aradıkları Cennet nizamına. Buradan anlaşılıyor ki, tebliği büyütmek, güçlü kılmak ve daha