HENDEK PEK ÇOK HİKMETİN BEŞİĞİDİR (5)
Mü'minlerin harbdeki psikolojisi ise bir ayette şöyle anlatılır: "Mü'minler, müttefik askerlerini görünce; `İşte Allah ile Peygamberinin bize vaad ettiği (nusrat) bu idi. Allah da, Peygamber de vaadlerinde sâdıktır' dediler. Bu hâl, onların imanlarıyla teslimiyetlerini arttırmaktan başka bir şey yapmadı." 225 Nuaym İbn-i Mesud'un gizlice Müslüman olarak, Yahudilerle Kureyş'in arasını açmağa çalışması büyük önem taşır. Zira, "harb hiledir" prensibi gereğince; kaleyi içten fethederek şer güçleri birbirine düşürmek, böylece kuvveti dağıtıp, tehlikeyi bertaraf etmek harbde önemli bir metoddur. Maalesef, günümüzde aynı metodu, şer güçler mü'minlere karşı uygulamaktadır. Bu durumlar karşısında, mü'minler uyanık olmalıdır. Hendek Savaşı'nda, bir gece fırtınanın Kureyş ordugâhını perişan etmesi, kafir askerlerin kalplerine korku düşmesi, Hak için yapılan savaşlarda İlahî yardımın varlığını ispat etmektedir. Nitekim bu husus Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatılır: "Ey iman edenler! Allah'ın size verdiği nimetlerini hatırlayınız ki, üstünüze (müttefik) askerleri geldiği vakit, Biz onlara karşı kuvvetli rüzgâr ve sizin göremediğiniz askerler göndermiştik. Allah da, sizin bütün işlediklerinizi görür." 226 İlahî yardım, Hak ile olan ve Hakk'a teslim olanlara her zaman gelir; yeter ki, niyet ve teslimiyet sahih olsun. Hendek Harbi sonunda bol ganimet alınması ve Resuli Ekrem'in Allah'a hamd ve şükretmesi de; her nimetin, zaferin Allah'tan bilinmesi ve O'na şükredilmesi lazım geldiğini bize öğretmektedir. Mü'min her halükârda Rabbine şükretmesini bilmeli, muvaffakiyetlerde gururlanmamalıdır. Hayırlı ve güzel işlerden nefse pay çıkarmak yerine, başarının Hakk'a nispet edilmesi esastır. `Herşey Allah'tandır' sırrına erişilir böylece. 225 Ahzab, 22 226 Ahzab, 9
