HENDEK PEK ÇOK HİKMETİN BEŞİĞİDİR (4)
du. Resulûllah ise müjdelerine devam ediyordu. Halbuki o anda, İslam için nazik bir durum vardı. İttifak etmiş küfür orduları, İslam'ı boğmak için bileniyordu. Bu şartlarda Resul-i Ekrem'in bu sözü, O'nun Cenab-ı Hak tarafından desteklendiğinin en bâriz işaretlerindendi. Ne geniş bir ufuk; hendekte bir taşın kırılmasıyla meşgul bir insan, o devrin üç büyük devletinin İslam hâkimiyetine girdiğini görüyor! Bu geniş bakış açısı; bu azim irade ve kararlılık; bu yüce ufuk, ancak Allah'ın vaadine inanan mü'minlerde olur. O hâlde mü'min, metin iradeli, geniş gönüllü olmalı, yalnız Allah'a tevekkül etmelidir. Resul-i Ekrem'in, Ben-i Kurayza Yahudilerine karşı tedbirli ve uyanık davranması, bunun için halkı muhkem yerlere yerleştirmesi, durumlarını tahkik ve kontrol ettirmesi ve hatta ihtiyat-tedbir olarak 500 kişinin arkada bekletilmesi; gerçek mü'minin tedbirli, teennili ve uyanık olması gerektiğine en güzel örnektir. Yahudilerin aralarında anlaşarak, Ben-i Kurayza Yahudilerinin Müslümanları arkadan vurmağa kalkışmaları, durumun tahkik ve tetkik edilerek onlara karşı adaletle hükmedilmesi de alınacak büyük derslerdendir. Eğer onlar, af dileselerdi belki de affedileceklerdi. Ama buna yaklaşmadılar. Bütün bu olaylarda, Resulûllah'ın iyice tahkik ve tetkik ettirmeden karar vermediğini, kararında da şartlar ne olursa olsun adaletle davrandığını görüyoruz. Demek; mü'min her duyduğuna hemen inanmayıp tetkik edecek, kararında âdil ve isabetli olacaktır. Peygamberimiz ve ashabının, Hendek Harbi esnasında aç ve susuz kalması, çilelere göğüs germesi ve düşmanı gördüklerinde imanlarının artması da, bize anlamlı mesajlar vermektedir. Yalnız iman etmekle kalınmayıp, çeşitli vesilelerle imtihan olunmak, İlahî bir düzenlemedir. Böylece münafıklar, zoru görünce hemen nifaklarıyla ortaya çıkacak ve ordudan, görevden firar etmek isteyeceklerdir...
