HENDEK PEK ÇOK HİKMETİN BEŞİĞİDİR (3)


Öte yandan; hendek kazma olayı, Araplarca bilinmeyen bir taktik olmasına rağmen rağbet bulmuş, doğru kabul edilmiştir. "Ateşperest İran'ın âdetidir" diye taassup yapılmamıştır. Zira, doğru, hikmet, mü'minin kaybolmuş malıdır. Hikmetin vatanı yoktur. Hikmete sahip çıkan, hikmetin sahibi olur. Hendek kazılacak arazinin keşfi, projesinin çıkarılması, ordunun onar kişilik gruplar hâlinde organize edilmesi, bir ibadet huşuu içerisinde çalışılması, Peygamberimizin fiilen bir "amele" gibi çalışması, çalışma anındaki muhabbet ve teslimiyetin ikrar ile yenilenmesi ve çalışmanın kavlî dualarla takviyesi nice hikmetlerle doludur: Mü'min, her sanatı, ehlinin yardımıyla tam bilecek ve yapacaktır. Mü'min, her işini Allah'a beğendirmek gayesiyle ve en verimli tarzda ele alacaktır. Bütün işler ibadet mantığı içinde, kalbî teslimiyet ve bunun dil ile ikrarıyla yapılacaktır. İşler, karşılıklı muhabbet, gönül birliği ve güçlüklere göğüs gerilerek yapılacaktır. Resul-i Ekrem'in fiilî çalışması, arkadaşlarının çile ve sıkıntılarını beraberce göğüslemesi anlamını taşır. Hatta bu hususta örnek olduğunu gösterir. Her sahada olduğu gibi... Ashab, O'nu görünce çalışma azmi ve şevki artar, işi daha bir inançla yapardı. Tarihte, kumandanı önden giden orduların ekseriya muzaffer olduklarını görüyoruz. Bu olaylar bize, liderlerin, fedakârlıkta her zaman tebaalarına örnek olması gerektiğini gösteriyor. Hendek kazma esnasında, Resul-i Ekrem'in balyozuyla bir taşın kırılıp etrafa kıvılcımlar saçması; İran, Bizans ve Yemen'in İslam hâkimiyetine gireceği şeklinde yorumlanması, hem hissî bir mucize, hem de gaybe ait bir haberin müjdelenmesi idi. Bu muştu, mü'minlerin imanını, münafıkların ise nifak ve fesadını artırıyor-