HENDEK SAVAŞI (M.626) MUCİZELER, İHANETLER, HİKMET VE İBRETLER (6)
Allah Resulü, Câbir'in hanımına; "Geri kalanı sen yersin ve Medine halkına da dağıtırsın. Zira, açlık, halkı istila etmiştir" buyurur. Câbir (r.a.), bir kez daha Kutlu Nebi'nin yüceliğine şahit olur. Herşeyde bereket Hak'tandır. Hak Teâlâ ise, bu ve benzeri bereket tecellilerine dostlarını vesile kılar. Gerçekten, mânâ sultanlarının maddî sınırlama ve kayıtlamalarla kuşatılmadığına tarih şehadet eder. Yoktan var eden Hakk'ın dostunun konumunu, boyutların sığlığında izah etmek mümkün olmaz. Hele hele onların rüyasında gözsüz gördüğü kadar kendileri uyanıkken göremeyenlerin bu hikmete erişmeleri zordur. Nitekim hendek kazılırken, Ashab-ı Kiram'ın karşısına çıkan sert bir kaya, mü'minlere "gözsüz de gören"lerle beraber olmanın geçerliliğini ispata çalışıyor; gözsüz görmeye çağırıyordu. Hendek kazımı devam ederken bir ara Hz. Selman (r.a.), sert bir kayalıkla karşılaşır, epeyce uğraştığı hâlde halledemez. Allah Resulü olaya vâkıf olur ve balyozu Selman'ın elinden alır. Kayayı kırmaya başlar ve etraf taştan çıkan kıvılcımlarla aydınlanır. Her kıvılcım çıkışında adeta istikbale doğru bir zaman tüneli açılır ve Allah Resulü çevresindeki insanlara; Şam'ın anahtarlarını, Yemen ve İran beldelerini, Kisra'nın saraylarını müjdeler. İçinde nifak taşıyanlardan bazıları bu müjdeleri duyunca, zaten oyalanmak için geldiği çalışma sahasını izinsiz olarak terk eder. Zira, gönlünde Hak rızası dışında hesap taşıyanlar, hayatın içinde, aile, iş ve meşakkat dönemlerinde açığa çıkarlar. Cenab-ı Allah, hendek kazarken sıvışıp kaçanları bildiğini ayetlerle teyid eder; emre aykırı davrananları, kandırmacalara yeltenenleri bir belanın çarpmasından ve acı bir azaba uğramaktan sakındırır. 218 Münafıkların, dedikodularla, Müslümanları en zor anda yüz üstü bırakmaları yanında Kurayzaoğulları Yahudilerinin ihanet planı içinde oldukları haber verilir. Allah Elçisi, meseleyi tahkik ettirir. 218 Nûr, 62-63
