BAZI PEYGAMBERLER İLE HZ. HÜSEYİN (A.S)’IN HÂLLERİNİN BENZERLİKLERİ: (6)
lerinin ardından ortaya çıkarak baş kaldırıp, Âl-i Resulün (s.a.v.) düşmanlarının çoğunu zamanın sahifesinden sildiler. Bunları mahvedip, onların kanlarından, mazlumların gözyaşlarının seli gibi oluklar akıttılar. Uyunü'r-Rıza'da yazıldığına göre Mehdi-i Âl-i Muhammed, Kerbela şehitlerinin katillerinin geride kalan diğer nesillerini de yeryüzünden silecek, tümden ortadan kaldıracaktır. O Hazretin kanının karşılığı ve intikamın şartı o zaman yerini bulacaktır ve bu Hazret tarafından tamamlanacaktır." (s. 89-90) Hz. Peygamber (s.a.v.)'in çektiği belaları bildirir: "Ravzat-ül Ahbar kitabında yazar ki: Abdullah Vakkas oğlu Urve'den sordular: "Resul Hazretlerine (s.a.v.) Kureyş'in ileri gelenlerinden gelen cefâların çoğunu bilirsin. En şiddetli ve en dayanılması güç cefâlar hangisidir?" Urve cevap verdi: "Bir gün Kureyş büyükleri toplanıp Hazreti Muhammed (s.a.v.) hakkında görüşmeye başladılar. Dediler ki: "Biz bu öksüz çocuğun niçin derdini çekelim. Gelin el ele verelim onun kanını dökelim." Hz. Fatıma (a.s.) bu konuşmayı haber aldı ağlaya ağlaya Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in yanına gelerek, "Babacığım, Kureyş halkı seni öldürmeye azmetmiş" dedi. Hazreti Resul (s.a.v.) asla üzülmeyip, endişe duymayarak ona cevap verdi: "Ey kızım, Bana biraz su hazırla. Abdest mü'minlerin silahıdır. Kendimi o silahla hazır tutayım. Namaz zırhı da Müslümanların kalesidir. O zırhı sırtıma alayım!" Hazreti Muhammed, abdest alıp evinden çıktı. Mescidü'l Haram'a ayak bastı. Eline birkaç tane taş parçası aldı. "yüzlerine..." diyerek o taş yüreklilerin tarafına saçtı.
