BAZI PEYGAMBERLER İLE HZ. HÜSEYİN (A.S)’IN HÂLLERİNİN BENZERLİKLERİ: (7)


Rivayet edilir ki, hiçbirinin göz açmaya vakti olmadı ve hiçbiri o Saadet Burcu Yıldızının geldiğinin farkında olmadılar. O taş parçaları her kime dokunduysa, Büyük Bedir Gazâsı'nda hepsi öldürüldü. Nitekim Ebu Cehl, Şeybe, Utbe, Ümeyye Ammare, Allah'ın kabul ettiği dua okunun hedefi oldular ve din yardımcılarının elinde ölüme vardılar. Kerbela Vakası'nda da yirmi iki bin Şam askerinden ve Kûfeli neferlerden her biri, Hazreti Hüseyin'in dua okuna hedef olup o yıl içinde bin belaya uğrayıp dünyadan gittiler." (s. 98) "Kenzi'l-Garaib'de Ebu Câfer'e isnad ile şu rivayet nakledilmektedir: "Bir gün bir tanığı gördüm. Kür olmuştu. Ona sordum: Ey birader! Sen görürdün. Ne sebep oldu ki gözünün nuru gözsüzlüğün karanlığına boğuldu? O cevap verdi: Ey aziz! Kerbela Vakası'nda ben Ziyadoğlu Ubeydullah'ın askeri içindeydim. O vakadan sonra evime döndüğüm zaman bir gece rüyamda Hazreti Resul (s.a.v.)'i gördüm. Bir mescid içinde mihraba yaslanıp oturmuştu. Çevre ve yanında sahabeler halka olmuştu. Hazreti Hüseyin (a.s.) yaralı uzuvları ve kanlı elbiseleri ile zulüm ve gadırdan şikayet edenler gibi karşısında durup hâlini bildirdi. Kerbela şehitlerini ve onların katillerini birer birer getirdikçe Resul-i Ekrem (s.a.v.), "Kılıçla darb ediniz ve ateşte yakınız diye işaret ederdi. Zebaniler onları öldürüp ateşte yaktıkça onlar yine yeni bir hayat bulup ve yeniden o azaba uğrarlardı. Ben bu türlü ceza verilmesinin sertliğinden korkarak Hazreti Peygamberin (s.a.v.) himayesine sığınıp O'ndan yardım istemek dileğiyle, "Esselam-u aleyke ya Resulallah!" dedim. Hazreti Resulüllah (s.a.v.) selamımı almadı. Kızgın gözü ile ba-