MUAVİYE’NİN BİAT İÇİN MEDİNE’YE GİDİŞİ (3)
gençtir. Ömrü sazda, şehvetperestlikte geçmektedir. Yezid'i böyle tanıt. Boşuna çabalamaktan vazgeç! Bugüne kadar bu ümmetten yüklendiğin günahlar sana yeter. Allah'ına kavuştuğun zaman günah yükünün bundan daha da ağır olmasına yol açacak bir şey daha yapma. Bâtıl ve zâlimce davranışlarını o kadar sürdürdün ve akılsızca o kadar zulüm işledin ki, halkın sabrını taşırdın. Artık ölümle aranda bir göz açıp kapamaktan daha fazla bir zaman kalmamıştır. Bil ki yaptıkların Allah katında mahfuzdur, kıyamet günü onların hesabını vermelisin!" 273 İmam Hüseyin (a.s.)'ın Muaviye'nin söylediklerine karşı verdiği cevap aşağıda daha ayrıntılı olarak verilmiştir: "Şimdi ey Muaviye! Öven birisi sözü ne kadar uzatırsa uzatsın, yine de Resulüllah (s.a.v.)'i bütün vasıfları ile gereği gibi anlatmış olamaz. Heyhat! Heyhat! Ey Muaviye, sabah karanlığın zifirini gidermiş ve güneş çırağların ışığını söndürmüştür. Sen överek aşırı gittin ve yeğleyerek zulme yeltendin, engelleyerek cimrilik yaptın, zulmünle haddi aştın, hak sahibine hakkından bir pay vermedin ama şeytan payını tam ve kâmil olarak senden almıştır. Yezid'in kemâli ve Muhammed ümmetini idare gücü hakkındaki sözlerini de anladım. Sanki tanınmayan ve gizli olan birisini anlatıyorsun ya da özel bir bilgin olan bir şeyden haber veriyorsun. Yezid kendi görüşünün ne yönde olduğunu göstermiştir. Yezid'in av köpeklerini boğuşturma zamanında onları takip etmesini, güvercin yarıştırmasında onları izlemesini, saz ve çeşitli çalgılar çalan şarkıcı cariyeleri oynatmasını incelersen, onu tanımak için sana yardımcı olur. 273 İbn-i Kuteybe, el-İmame ve's-Siyase, c. 1, s. 184
