İMAM HÜSEYİN’İ (A.S.) KISA BİR SÜRE HAPSEDEN YAHUDİ (4)
Yahudi Sâlih bir gün geçtikten sonra akrabasından yetmiş yahudiyi Müslüman edip, Hazreti Fatıma (a.s.)'ın evinin kapısına gelerek onu ziyaret etti. Dergâhına yüz sürüp, "Ey masume! Ben bir hata ettim. Günahımı bağışla" diye yalvardı. Hazret-i Fatıma (a.s.): "Ey Sâlih! Ben senin günahını bağışladım ama çocuğumun babasından da af dile ki, o, velilerin serveri ve vasilerin en başıdır" diye cevap verdi. Nihayet yahudi Sâlih, Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) gazâdan dönünceye kadar sabretti. Ve Murtaza'nın hizmeti ile şeref bulunca hâlini bildirdi. Hazreti Murtaza: "Ey Sâlih! Ben günahını bağışladım ama çocuklarımın kadri yüksek dedelerinden de af dilemen gerekir. O ki, nebilerin efendisi ve Hüda'nın yaratıklarının en faziletlisidir" dedi. Sâlih ağlaya ağlaya Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in huzuruna koştu. Hâlini anlattı. Hazreti Muhammed (s.a.v.) buyurdu ki: "Senin Bana söylediğin özürler, senin İslam olmandan dolayı makbuldür. Ama Hasan ve Hüseyin Allah ın sevgili kullarıdır. Onların incinmesinden elbette ki Allah (c.c.) üzülmüştür. O'na da günahlarını bağışlatman gerekir." Biçare Sâlih sahralara düştü. Feryat ve figânla inleyip dururdu. Sâlih on yedi gün sersem sersem ve başıboş gezerek hasret ve şaşkınlıklarla ağlayıp durdu. On sekizinci gün Cebrail, Hazreti Muhammed (s.a.v.)'e yeryüzü ve gökyüzü Padişahının selamını getirdi: "Ey dünyanın efendisi! O biçarenin tevbesini kabul ettim. Günahlarının üzerine af kalemi çekip bağışladım. Kendisine müjde haberini eriştir" dedi." 96 İmam Hüseyin (a.s.)'ın bir gün esir edilmesi bile, kendisi, kardeşi Hz. Hasan, annesi Hz. Fatıma (a.s.), babası Hz. Ali (a.s.) ve 96 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, 152-156
