İMAM HÜSEYİN’İ (A.S.) KISA BİR SÜRE HAPSEDEN YAHUDİ (3)
Salih, "Babanı da öğrendik. Büyükbaban kimdir?" diye sordu. İmam Hasan (a.s.) cevap verdi: "Halil hazinelerinin gevheri ve İsmail ağacının yemişi, ta'zim ve tebcil kandilinin nuru, azamet hükümdarının sevgilisi ve O kendisine uyulması farz olan imam ki, Mekke'de namaz farzlarını edâ edip, Mescid-i Aksa'da sünneti yerine getirdi. Geçmiş zamanların hâliyle geleceğin işlerini boş hükümlerden kurtarıp daha açığa erdirdi. İmanı açıklayan, hayır ile şerrin, hak ile bâtılın farkını gösteren, Kur'an-ı Kerim'in indirildiği kimse, görünür görünmez yaratıkların (insan ve cinlerin) Kaabe Kavseyn hareminin sırlarına vâkıf olan, iki torun dedesi, peygamberler serveri Muhammed Mustafa (s.a.v.)'dir." Şehzade Hasan (a.s.) bu sözleri söyledikçe, düzgün konuşmasının mucizevi güzelliği yahudi Sâlih'in ruhundaki aynada karanlığın ve eğri yolun pasını yavaş yavaş sildi ve irşada benzeyen tatlı sözleri kendisine tesir etti, gözünden damla damla yaşlar dökerek dedi ki: "Ey şehzade! Gönül alan sözlerinin sıralanışı canımın gerdanına kement oldu ve eşi olmayan sözlerinden sızan tatlı sular, iman bahçesine tazelik ferahlığı verdi ve ruhumun fidanlığını sevindirdi." Yahudi Sâlih sözlerini şöyle tamamladı: "Ey taze çocuk! Kardeşini sana ancak beni iman dairesine çekip şehadet kelimesini öğrettiğin vakit teslim edebilirim." İmam Hasan (a.s.) yahudi Sâlih'e şehadet kelimesini öğretti, o da kalbinin temizliği ile Müslüman oldu. Hazreti Hüseyin (a.s.)'ı evinden çıkardı. Başının üstünden bir tabak altın ve gümüş akçe saçtı. Ve Hasan (a.s.)'a teslim etti. Hasan (a.s.) kardeşi Hüseyin (a.s.)'ı annesi Fatıma (a.s.)'ın huzuruna getirdi. Hüseyin (a.s.)'ın ayağının eve basması ile ayrılık mihneti de son bulmuş oldu.
