İMAM HÜSEYİN’İ (A.S.) KISA BİR SÜRE HAPSEDEN YAHUDİ (2)


Bir köşeden bir ceylan çıktı. İmam Hasan (a.s.), "Kardeşim Hüseyin'i gördün mü?" diye sordu. Ceylan, Allah fermanı ile dile gelip dedi ki: "Ey Mustafa'nın (s.a.v.) ve Murtaza'nın gözünün nuru! Ey Zehra (a.s.)'ın gönül süruru İmam Hasan! Kardeşin Hüseyin (a.s.)'ı yahudi Rık'a oğlu Sâlih yakalamış ve evine götürmüştür." İmam Hasan (a.s.) yahudi Sâlih'in evine geldi, "Ey Salih! Kardeşim Hüseyin senin evindedir. Bana teslim et, yok falan deme. Yoksa annesine söylerim. Gökkubbeye, yanan ciğerinden öyle bir âh çeker ve yalvaran eliyle Arş'ın eteğini tutarak öyle bir dua eder ki, bütün yahudi milletini yeryüzünden götürür. Veyahut sevgili babasına bu hâli anlatırım, parlak ve yıldırımlar saçan Zülfikârı ile yeryüzünü yahudilerin kanları ile bir lale bahçesine çevirir. Veya makamı yüce Dedesine bu hâli haber veririm ki, "Kaabe Kavseyn"deki (Hak Teala ile Peygamberimizin (s.a.v.) görüştüğü yer) hedefe kadar duasının oku uçup gider ve yahudi tayfasına belalar indirir ve toplumlarının harmanına faniliğin şimşeğini eriştirir." Yahudi Sâlih bu açık sözlerden üzülerek sordu: "Ey aziz kimse senin anan kimdir?" İmam Hasan (a.s.) cevap verdi: "Risalet hanedanının en temizlerinden ve peygamberlik ailesinin kendi izinde en yürünülecek zâtı, ismet ve iffetin sedefi, ilim ve hikmetin hilali, menkıbeler ve göğüs kabartacak olaylar halkasının merkez noktası, methe layık işlerin ve ünlü günlerin alın ışığı, seyyidler anası, uğurluluğun doğduğu yer, Mahşer arsasının şöhreti Betül-i Azra, Fatıma-i Zehra (a.s.)'dır." Yahudi Salih: "Ananın kim olduğu anlaşıldı, baban kimdir?" İmam Hasan (a.s.) cevap verdi: "Allah ın arslanı, yiğitlerin şâhı, güzel ahlak yönlerinin yenileyicisi, şefkat kanunlarının yaratıcısı, iki kıblenin namaz kılıcısı, Peygamberimiz Efendimizin (s.a.v.) göz bebeği, velilerin reisi, nebilerin dostu, Ali Murtaza'dır (a.s.)."