NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (16)


sağındaydım. Topluluk olanları görünce, ululukla ve büyüklenerek "Ağacı yerine gönder, yarısı sana gelsin, diğer yarısı yerinde kalsın" dediler. Resulüllah ağaca bunu emretti. Ağacın yarısı sanki daha acayip bir gelişle ve daha şiddetli bir gürültüyle geldi. Neredeyse Resulüllah'a sarılacaktı. Küfür ve inatla "Bu yarımı gönder, daha önce olduğu halde, diğer yarısına dönsün" dediler. Resulüllah ona emretti, o da döndü. Ben "Allah'tan başka ilah yoktur. Peygamberliğini tasdik ederek ve sözünü yücelterek sana ilk inanan, ağacın Allah'ın emriyle yaptığını ikrar eden ilk kişiyim, Ey Allah'ın Resulü!" dedim. Topluluğun hepsi, "Bilakis müthiş sihir yapan, eli hafif, yalancı bir sihirbazdır. (Beni kastederek) `Seni bundan başkası tasdik ediyor mu?' dediler." Ben Allah hususunda, ayıplayanın ayıplamasına aldırış etmeyen bir topluluktanım. Simaları, doğrulayanların siması, sözleri iyilerin sözüdür. Geceyi ihya edenler ve gündüzün bayraktarlarıdırlar. Kur'an'ın ipine sarılmışlardır. Allah'ın ve Resulü'nün sünnetlerini ihya ederler. Ne büyüklenme ne de ululuk iddiasında bulunurlar. Ne ihanet ederler, ne de bozgunculuk yaparlar. Kalpleri cennetlerde, bedenleri ise ameldedir."1971 · Hz. Peygamber'in vefatı hakkında bir konuşma: "Hz. Muhammed'in arkadaşlarından kendilerine emanet verilenler bilirler ki, ben bir an bile Allah'a ve Resulü'ne karşı çıkmadım. Kahramanların geri çekildikleri ve ayakların geride kaldıkları yerlerde Allah Beni şereflendirdiği bir cesaretle O'nu nefsime ortak yaptım. Ruhu alındığında Resulüllah'ın başı göğsümün üzerindeydi. Kanı avucuma aktı, yüzüme sürdüm. (Rivayete göre Hz. Peygamber hastalığında biraz kan kustu) O'nu yıkamayı üstlendim. Melekler de yardımcılarımdı. Evde ve avluda bağrışmalar oldu. 1971 Nehcü'l-Belağa s. 219, 220, 221