KUR’AN’DA MİRAS HAKKINDAKİ AYETLER İLE “PEYGAMBERLER MİRAS BIRAKMAZ” ŞEKLİNDEKİ HADİSİN KARŞILAŞTIRILMASI (6)


alması yeterlidir. Fakat ayette bahsedilen Yâkub'un, Yâkub ibn-i İshak mı yoksa başka bir şahıs mı olduğu bizim için henüz aşikar değildir. Hz. Süleyman'ın Hz. Davud'dan miras alması: Sünnilerden İbn'ul Arabi şöyle demiştir: "Davud (a.s.)'ın ondokuz çocuğu vardı. Aralarından onun peygamberliğine ve mülküne Hz. Süleyman mirasçı oldu. Eğer bu mirasçılık bir mal mirasçılığı olsaydı, onun bütün evlatlarının bu konuda eşit olmaları gerekirdi. Eğer bu mala bir mirasçılık olsaydı, bu malın sayılarına göre paylaştırılması gerekirdi. Yüce Allah Hz. Davud'un sahip olduğu hikmet ve nübüvveti (diğer kardeşleri arasından) özelikle Süleyman (a.s.)'a verdi. Ayrıca lütuf ve kereminden sonra hiçbir kimseye verilmemiş büyük bir mülk de verildi." İbn'ul Arabi'nin bu tefsiri İmam Kurtubi'nin tefsirinde de yer almaktadır. Ehl-i Beyt alimleri ise buna karşılık şunları söylemektedir: Şüphesiz ki bu ayetteki maksat, Hz. Süleyman'ın Hz. Davud'dan mal ve saltanat mirası almış olmasıdır. Fakat buradaki maksadın nübüvvet mirası olduğu tasvir edilse bile bu, şu iki nazardan yanlıştır: 1- `Verise' kelimesi umumiyet nazarında maldan miras anlamındadır. Bunun `ilimden miras almak' olarak tefsir edilmesi, zâhirin hilafına yapılmış bir tefsir olur ve bu görüş kesin ve açık delil olmadan da sahih olmayacaktır. 2- İktisabî ilimler üstaddan öğrenciye aktarılır. Bu yüzden, "Filan şahıs üstadının ilim vârisidir" demek doğru olur. Fakat, nübüvvet makamı ve ilahi ilimler Allah vergisidir. Ve bunlar iktisabî ve mirasî şeyler değildir. Allah bunu istediğine bağışlar. Bu yüzden bu tür ilimler ve makamların veraseti, elde kesin bir delil olmadan sahih değildir.
Scroll to top