KUR’AN’DA MİRAS HAKKINDAKİ AYETLER İLE “PEYGAMBERLER MİRAS BIRAKMAZ” ŞEKLİNDEKİ HADİSİN KARŞILAŞTIRILMASI (3)


Peygamberimize (s.a.v.) mirasçı olunmaz. Çünkü yüce Allah'ın O'na verdiği özelliği dolayısıyla malının tümünü faziletinin daha bir artması için sadaka kılmıştır. İbn-i Uleyye ve Basralı bazı ilim adamları bu görüşü savunmaktadır." Ehl-i Beyt alimlerinin görüşü ise tam tersinedir: "Benden sonra yerime geçecek, mirasıma konacak, yakınlarımdan (amcamın oğullarından) endişelenmekteyim, karım da kısır. Sen bana katından bir oğul ihsan et de bana da mirasçı olsun. Yâkub soyuna da mirasçı olsun ve Rabbim onu rızanı kazanmışlardan et."1162 Bu ayetteki "yerisuni" kelimesinden maksat, maldan miras almaktır. Elbette ki bu konu yukarıdaki kelimenin maldan miras almak dışında başka bir mânâya (mesela ilimden ya da nübüvvetten miras alma) kullanılamayacağı anlamına gelmez. Fakat aksini ispat eden kesin bir delil oluncaya kadar bu ayetteki miras, ilim ve nübüvvet mirası değil, mal mirasıdır. Şimdi "yerisuni ve yerisu min al-i Yâkub" (... bana da mirasçı olsun Yâkub soyuna da...) ayetinden maksadın ilim ve nübüvvet mirası değil, mal mirası olduğunu ispatlayan delilleri zikrediyoruz: 1- "Yerisuni" ve "yerisu" kelimeleri bu ayetteki maksadın mal mirası olduğunu açıkça göstermektedir. Bunun aksini gösteren kesin bir delil oluncaya kadar da bu böyle kalacaktır. Eğer sizler Kur'an­ı Kerim'de bu kelimenin türdeşlerinin tamamını incelerseniz, Fatır Sûresi'nin 32. ayeti dışında her yerde mal mirası hakkında kullanıldığını göreceksiniz. 2- Nübüvvet ve risalet bir dizi melekeler, çaba ve fedakarlıklar sonucunda yüce insanlara nasip olan ilahi bir feyizdir. Bu feyz sebepsiz yere kimselere verilmez. Bununla birlikte bu feyzin miras bırakılması söz konusu bile değildir. 1162 Meryem, 5-6
Scroll to top