UHUD SAVAŞI (5)


"Hz. Fâtıma (a.s.) ve Safiye Uhud Savaşı'ndan sonra Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına geldiklerinde O'na bakarlar. Peygamberimiz, Ali'ye (a.s.) der ki: `Halamı Benden uzak tut. Ama Fâtıma'yı bırak gelsin.' Hz. Fâtıma (a.s.), Resûlullah'a (s.a.v.) yaklaştığında yüzünün yaralandığını ve ağzının kanadığını görür. Bir yandan kanı siler, bir yandan da çığlık atarak şöyle der: `Resûlullah'ın (s.a.v.) yüzünü kanatanlara Allah'ın gazabı daha da arttı..." Resûlullah'ın (s.a.v.) yüzünden akan kanı eliyle alıp havaya savuruyordu. Bir damlası yere düşmüyordu." 533 Sahih-i Müslim'den: "Ebu Hazım'ın şöyle dediği nakledilmiştir: Sehl ibn Sa'd, Resûlullah'ın Uhud Savaşı'nda aldığı yara hakkında sorulan bir soruya şöyle cevap verdi: Resûlullah'ın yüzü yaralanmış, azı dişi kırılmış ve başındaki miğferi ezilmişti. Resûlullah'ın kızı Fâtıma O'nun yüzündeki kanı yıkıyor ve Ali ibn Ebi Tâlib (a.s.) kalkanıyla su döküyordu. Fâtıma suyun kanı daha da arttırdığını görünce bir hasır parçasını yaktı ve külünü alıp yaranın üzerine sürdü, böylece kan kesildi." 534 533 Bihârü'l-Envâr, 20/96 534 Müslim, Sahih, Cihad ve Siyer kitabı, Uhud Gazvesi bâbı