RESÛLULLAH’IN, SON NEFESİNİ HZ. ALİ’NİN KUCAĞINDA VERMESİ (3)
Dedi ki: `Peygamber (s.a.v.) Bana şunu söyledi: `Cebrail her sene Kur'an'ı bir kere Bana tekrarladı. Bu sene iki kere tekrarladı. Ben, bunu ecelimin yaklaştığına yoruyorum.' Bunun üzerine ağladım.' Sonra Bana dedi ki: Sen Benim ailem içinde Bana en önce kavuşacak kimsesin. Ben ne güzel selefim Senin için. Sen cennet kadınlarının hanımefendisi olmak istemez misin?' Bunu deyince Ben de sevinçten güldüm." 334 İmam Musa b. Câfer'in, babasından şöyle rivayet ettiği bildirilir: "Hz. Peygamber (s.a.v.) vefat edeceği sabahın hemen öncesindeki gece, Ali (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) çağırdı. Onlar gelince de kapıyı üzerlerine kapattırdı ve: `Ey Fâtıma' dedi. Fâtıma (a.s.)'ı Kendisine yaklaştırdı. Gece buyunca gizli gizli bir şeyler konuştu. Konuşmaları uzun sürünce Ali (a.s.), Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) alarak kapıda durdular. İnsanlar kapının önünde durmuşlardı. Peygamberin (s.a.v.) eşleri de Ali (a.s.) ve oğullarına bakıyorlardı. Hz. Aişe dedi ki: `Bu saatte Resûlullah (s.a.v.) ne tür bir iş için Seni dışarı çıkarıp, kızıyla baş başa kaldı?' Hz. Ali (a.s.) O'na dedi ki: `O'nunla niçin baş başa kaldığını ve O'na neleri aktardığını biliyorsun. Bu, Senin, babanın ve iki arkadaşının da içinde bulunduğu bir meseledir.' Hz. Aişe ne diyeceğini bilemez oldu, tek kelime etmedi." Bihârü'l-Envâr'dan: Ali (a.s.) şöyle anlatıyor: "Çok geçmeden Fâtıma Beni çağırdı. Peygamberin (s.a.v.) yanına girdiğimde zorlukla nefes alıp veriyordu. Bana dedi ki: 334 Ahmed b. Hanbel, Müsned c. 2, s. 282
