EHL-İ BEYT’İN KİMLER OLDUĞU İLE İLGİLİ HADİSLER (2)


Sünni İbn-i Ebi Şeybe, Abdurrahman b. Avf'dan müstened olarak şöyle nakletmiştir: "Peygamber (s.a.v.) Mekke'nin fethinden sonra Taif şehrini fethetmek için on sekiz veya on dokuz gün bu şehri kuşattı ama Taif fethedilemedi. Bu sırada bir gün veya bir gece yürürken durup: Ey insanlar! (Benim ölümüm yaklaşıyor), itretime iyilik etmenizi tavsiye ediyorum, Kevser havuzunda Bana kavuşacaksınız, nefsimi dinde tutan (Allah'a) and olsun." 282 "Önce en yakın akrabanı uyar." 283 Tefsir kitaplarında bu ayetin nüzul sebebi olarak şu açıklamalar vardır: "Resûlullah (s.a.v.) Abdulmuttaliboğullarını davet ederek onlara yemek yedirdi ve sonra onlara yönelerek buyurdu ki: `Ey Abdulmuttalib oğulları! Vallahi Araplar arasında Benim size getirdiğim şeyden daha hayırlısını getiren bir genç tanımıyorum; Ben sizin için dünya ve ahiretin hayrını getirdim. Allah-u Teala, sizi kendisine davet etmemi emretti Bana; o halde bu konuda hanginiz Benim kardeşim, vasim ve halifem olması için Bana yardımda bulunacak?' Oradaki hiç kimse bu daveti kabul etmedi. O sırada Ali (a.s.), `Ben' dedi. `Ya Resûlallah! Bu hususta Senin yardımcın olacağım.' Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) Ali (a.s.)'ın boynundan tutarak buyurdu ki: Bu Benim kardeşim, vasim ve sizin aranızda halifemdir; O'nu dinleyin ve O'na itaat edin." 284 Sünni eserlerden El-Ma'rifet-ü ve't-Tarih kitabında (c. 1, s. 536) şu hadis vardır: 282 İbn-i Ebi Şeybe, c. 14, s. 508 ve yine Sünni İbn-i Asakir'in Tarih-i Dimaşk adlı eserinden, s. 2, 875 no'lu hadis aynıdır). 283 Şuara, 214 284 Sünni Taberî, Tarih-i Taberî, c. 2, s. 217; ve Muttaki Hindi'nin Kenzü'l-Ummal, c. 13, s.131'de aynı hadis rivayet edilmektedir