HZ. FÂTIMA’NIN EŞİ OLARAK HZ. ALİ (9)
"Biz kendi gözümüzle Kâbe'nin arka taraftan yarıldığını ve Esed kızı Fâtıma'nın Kâbe'nin içerisine girip gözden kaybolduğunu gördük. Sonra Kâbe'nin duvarı birleşerek eski halini aldı. Biz Kâbe'nin kilidini açmak istedik ama açılmadı. Bunun üzerine bu işin Allah tarafından olduğunu anladık. Fâtıma (a.s.) dört gün sonra ellerinde Hz. Ali (a.s.) olduğu halde Kâbe'den çıkıp geldi ve şöyle dedi: `Ben Allah'ın evine girdim. Cennet meyvelerinden ve yapraklarından yedim; dışarı çıkmak istediğimde ise bir münadi bana şöyle seslendi: Ey Fâtıma! O'nun ismini Ali koy. Zira O Ali (yüce) dir ve Aliyyu'l Âlâ olan Allah Teala buyuruyor ki: Ben O'nun ismini Kendi ismimden verdim. O'nu Kendi sıfatlarımla sıfatlandırdım ve O'na ilmimin sırrını öğrettim. Putları Benim evimde kıracak olan O'dur ve Benim evimin üzerimde ezan okuyup Beni ululayacak olan O'dur. O'nu sevip emirlerine uyan kimseye ne mutlu! O'na düşman olup emirlerine karşı çıkan kimseye de yazıklar olsun!" 246 Abdullah bin Hâris babasından, o da Emirü'l-Mü'minîn Hz. Ali (a.s.)'dan şöyle buyurduğunu naklediyor: "Peygamberin (s.a.v.) yanına gittim; Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer de yanında idiler. Resûlullah (s.a.v.) ile Hz. Aişe'nin yanında oturdum. Hz. Aişe Bana; `Benimle Resûlullah (s.a.v.)'in dizleri üzerinden başka oturacak bir yer bulamadın mı?' dedi. Resûlullah (s.a.v.) O'nun bu sözüne karşılık şöyle buyurdular: Sussana ya Hz. Aişe! Ali hakkında Beni incitme; O, dünya ve ahirette Benim kardeşimdir; O, Emirü'l-Mü'minîndir; Allah-u Teala kıyamet günü O'nu Sırat Köprüsü üzerinde oturtacaktır; kendi dostlarını cennete, düşmanlarını ise cehenneme sokacaktır." 247 246 Bihârü'l-Envâr, c. 35, s. 8; Keşfü'l-Gumme, s. 19 247 Bihârü'l-Envâr, c. 39, s. 194
