TARAFLARIN KÛFE’DE BİRARAYA GELMESİ (5)


Sonra şunları ekledi: "Muhammed'i hak olarak gönderen Allah'a and olsun ki, kim bizim hakkımızdan bir şey eksiltirse Allah onun amelini eksiltir. Yine hangi güç bize hakim olursa sonunda galip olan taraf biz olacağız, bunun haberini bir süre sonra öğreneceksiniz." Daha sonra babasına ettiği küfrü kendisine iade etmek üzere Muaviye'ye dönerek şöyle dedi: "Ey Ali'nin adını anan! Ben Hasan'ım, babam da Ali'dir. Sen ise Muaviye'sin, baban da Sahr'dır. Benim annem Fatıma'dır. Senin annen Hint'tir. Benim ceddim Resulüllah'tır. Senin ninen Fetile'dir. Allah biz ikimizden adı şanı daha alçak, küfür ve nifak sabıkası daha çok olana lanet etsin!" Râvi diyor ki, "İmam'ın bu tel'inine cami cemaatinden bir çok kimse yüksek sesle, Âmin, dedi." 567 Daha sonra minberden inen İmam Hasan Medine'ye doğru hareket etti. Ehl-i Beyt taraftarlarının ileri gelenlerinden Müseyyib b. Neciyye el-Fezari ile Zabyan b. Ammare et-Teymî, onu uğurlamaya geldiler, İmam Hasan şöyle konuştu: "Hamd Allah'a ki işine egemendir. Eğer bütün varlıklar olacak bir şeyi önlemek için toplansalar bunu yapamazlar." Sonra Müseyyib konuştu ve Peygamberin Ehl-i Beyt'ine karşı samimiyetlerini dile getirdi. İmam Hüseyin, "Müseyyib! Biz, senin bizi sevdiğini biliyoruz" dedi. İmam Hasan da ekledi: "Babamdan duydum. Resulüllah, "Kim bir kavmi severse onlarla birlikte olacaktır" buyurmuştur." Sonra Müseyyib ve Zabyan, İmam'ın Kûfe'ye geri dönmesini istediler. "Bunun imkanı yok" buyurdu. Ertesi gün Kûfe'den çıktı. Kûfe halkı gözyaşlarına boğularak onu uğurladılar. Böylece barıştan sonra İmam Hasan Kûfe'de birkaç günden fazla kalmadı. 567 Mesudî, İbn-i Esir Haşiyesi, c. 6, s. 41, 42; Biharu'l Envar, c. 10, s. 114