TARAFLARIN KÛFE’DE BİRARAYA GELMESİ (2)


da ondan daha çok ibadet eden ve hadis rivayeti konusunda ondan daha güvenilir biri daha yoktu). Tarihî kaynaklar Muaviye'nin konuşmasının bazı bölümlerini nakletmişlerdir. Yâkubî bu konuşmadan bazı notları şöyle naklediyor: "... bütün bunlardan sonra hiç şüphesiz Peygamberinden sonra ayrılığa düşen her ümmette bâtıl hakka galip olmuştur." Yâkubî diyor ki: "Muaviye birden bu sözün kendi zararına olduğunu fark etti. Bu nedenle şöyle ekledi. Bir tek bu ümmet hariç ki bu ümmette hak bâtıla galip geldi." 564 Konuşmanın bir bölümünü Medainî şöyle naklediyor: "Ey Kûfe halkı! Sanıyorsunuz ki ben namaz, zekat, ve hac uğruna mı sizinle savaştım? Hayır! Ben sizin bütün bunları yerine getirdiğinizi biliyordum. Ben sırf hükümet etmek ve işlerinizin yularını elime geçirmek için sizinle harb etmeye kakıştım. Şimdi siz hoşlanmasanız da Allah beni bu arzuma kavuşturmuştur. Şimdi bilmiş olasınız ki bu fitnede akıtılmış olan her kan hederdir ve biriyle yapmış olduğum her antlaşma ayağımın altındadır! Şu üç şeyi yerine getirmeleri halkın yararınadır. Vergileri zamanında ödemek, zamanında asker göndermek, ve düşmanla evinde çarpışmak. Çünkü eğer siz onlara gitmezseniz, onlar size gelirler." Muaviye konuşmasını bitirip minberden indikten sonra bir an her tarafa sessizlik çöktü. O sırada Murtaza Mutehari'nin ifadesiyle, "Görünüm, ahlak, ve heybet bakımından herkesten çok Resulüllah'a benzeyen Peygamberin torunu göründü. Ki Kûfe Camii'nin minberine babasının tarafından ilerlemeye başladı." Hz. Hasan hazırlıksız konuşma yapmak konusunda herkesten daha yetenekli, büyük hatiplerden bile daha güçlü bir konuşmacı idi. Hitabesine şu sözlerle başladı: 564 Tarih, Yâkubî, c. 2, s. 192