SOSYOLOJİK VE STRATEJİK BAKIMDAN MUKAYESESİ (2)
tuğum şarta göre şimdi gidebilirim; çünkü arktık varlığımın size bir yararı dokunmayacağını hissediyorum" dedi. İmam (a.s.) "Gitmek istiyorsan git" buyurdu. Zahhak'ın hızlı koşan mükemmel bir atı vardı. Atına binip hazırlamak için birkaç kırbaç vurdu. Etrafı sarılmıştı. Bir nokta seçti. Aniden düşmana doğru atını mahmuzladı; fakat saldırmak için değil, düşman ordusunu yarıp kaçmak için. Düşman içine dalıp dışarı çıktı. Bir grup onu takip etti. Tam yakalanmak üzereyken tesadüfen takip edenler arasında bir tanış çıktı; "Ona dokunmayın. O savaşmak istemiyor, kaçmak istiyor" dedi. Onlar da takip etmekten vazgeçtiler. Fakat ondan başka hiç kimse zaaf göstermedi. Ama İmam Hasan'ın (a.s.) ashabı zaaf gösterdiler; rezalet çıkardılar. (İmam Hasan (a.s.) barış yapmasaydı) kendi ashabı tarafından neredeyse utanç verici bir şekilde öldürülecekti. Dolayısıyla bunlar arasında fark vardır. Maksat, Emirü'l-Mü'minin Ali'nin (a.s.) yine de savaşmaya kararlı olduğudur; İmam Hasan (a.s.) da ilk başta savaşmaya kararlıydı; fakat Kûfe halkından gördüğü şeyler savaşa devam etmesini engelledi. Hatta İmam Hasan (a.s.) o az sayıda gelip şehrin dışına çıkanlara da "Nuhayle"ye gidin buyurdu. Kendisi de hutbe okuyarak halkı savaşa davet etti. İmam (a.s.) hutbe okuyunca bir kişi bile olumlu cevap vermedi. Bunun üzerine Udey b. Hatem ayağa kalkarak halkı kınadıktan sonra, "Ben hareket ettim" dedi. Udey ve ona bağlı olan bin kişi hareket edince diğerleri de hareket ettiler. Sonra İmam Hasan (a.s) da hareket edip Nuhayle'ye gitti. On gün orada kaldı. Fakat sadece dört bin kişi toplandı. İmam (a.s.) tekrar gelip halkı seferber etti. Bu defa büyük bir kalabalık geldi. Fakat oracıkta zaaf gösterdiler. Başlarından bir grubuna para verdiler, onlar da akşamleyin kaçıp gittiler. Bir grubu başka bir şekilde ve bir grubu da diğer bir şekilde; bunun üzerine İmam (a.s.) artık iftiharla savaşma zemini olmadığını gördü. (ve bu koşullar altında savaşmaktansa sulh yapmayı tercih etti)
