SOSYOLOJİK VE STRATEJİK BAKIMDAN MUKAYESESİ


Ayrıca şu sualleri de cevaplamak yerinde olacaktır: Soru: İmam Hasan (a.s.) barış yapamayacak olsaydı tarih, neden barış yaparak antlaşmada kendi şartlarını ileri sürmedin diye Hazret'i kınardı dediniz. Fakat bu söz doğru gözükmüyor; çünkü halk İmam Hasan'a (a.s.) imzalanmış boş bir kâğıdın gönderilmesini bir hile olarak kabul ediyordu; nasılsa ben senin sözlerini kabul etmiyorum, sen istediğini yaz anlamındaydı. Aslında halk Muaviye'yi Hz. Emirü'l-Mü'minin Ali'nin (a.s.) zamanında tanımıştı... Cevap: Tesadüfen imzalanmış o boş kâğıtta Muaviye başka bir hile de yapabilirdi. Şöyle ki, İmam Hasan'ın (a.s.) istediği şartların İslamî mi, yoksa gayr-i İslamî şeyler olduğunu çıkarmak için olabilirdi. Çünkü Muaviye kendi durum ve konumu açısından (gerçekte de böyleydi) İmam Hasan'ın (a.s.) ne istediğini bilmek istiyordu. (Bu işi hem İmam Hasan (a.s.) istiyordu, hem de Muaviye) Onun şartlarının kendi yararına mı, Müslümanların yararına mı, olduğunu görmek istiyordu. Biz bütün şartların Müslümanların yararına olduğunu gördük. İmam Hasan (a.s.) bunun dışında ne bir şey yapabilirdi ve ne de yapardı. Siz, halkın bunun hile olduğunu kabul ettiğini diyorsunuz. Halbuki halk, Muaviye'ye "Ne iyi adam!" diyorlardı. (Ve İmam Hasan (a.s)'a da:) "Sözünü söyle de senin ne istediğini görelim" diyorlardı. Acaba, "Yalnız ben halife olayım" mı diyorsun, yoksa başka bir şey mi istiyorsun? Başka bir şey istiyorsan, bu zaten gerçekten Müslümanları saadete ulaştırmaya hazırdır. Halk, Muaviye'yi Hz. Ali'nin (a.s.) döneminde tanıyorlardı diyenler çıkabilir. Aslında halk Muaviye'yi kötü bir adam ama iyi bir yönetici olarak tanıyorlardı. Kûfe halkının gevşemesinin nedenlerinden biri de budur işte.