SOSYOLOJİK VE STRATEJİK BAKIMDAN MUKAYESESİ HZ. HASAN VE MUAVİYE ARASINDAKİ ANTLAŞMANIN MADDELERİ (2)
Bu kutlu çıkıştan maksat şudur; Hakkım elimden alınarak zulüm sadece bana yapıldığı ve bunun dışında diğer işler kendi mecraında olduğu müddetçe ben teslimim; ben ancak Müslümanların işleri mecraından dışarı çıktığı zaman kıyam ederim. 541 Antlaşmanın bu maddesi böyledir ve gerçekte İmam Hasan (a.s.) şöyle antlaşma yapmaktadır: Zulüm sadece benim şahsına yapılıp benim hakkımı gasp ediyorsa ve gasp eden kişi Müslümanların işlerini doğru mecraında idare etmeyi taahhüt ediyorsa, bu durumda ben kenara çekilmeye hazırım. 2- Muaviye'den sonra hükümet İmam Hasan'a geçecek. Onun başına bir bela gelecek olursa İmam Hüseyin'e (a.s.) geçecek. (Başka bir rivayette ise, Muaviye'nin ölümünden sonra hilafet işi Müslümanların seçimine ve bir şûraya bırakılacaktı). Bu cümlenin anlamı şudur: Bu barış antlaşmasının geçici bir süresi vardır. İmam Hasan (a.s.), "Al, hilafet senin olsun; biz kenara çekiliyoruz. İstediğin kadar istediğin işi yapabilirsin" buyurmamıştır. Hayır, bu barış antlaşması Muaviye hayatta olduğu süre için geçerlidir; Muaviye'den sonrası için bir geçerliliği yoktur. O hâlde Muaviye kendisinden sonrası için komplo hazırlayamaz. "Muaviye bir kimseyi kendine halife seçemez." 3- Muaviye, Şam'da Emirü'l-Mü'minin Ali'ye (a.s.) lanet okutmayı yaygınlaştırmıştı. Bu çirkin hareketin durdurulması antlaşma maddelerinden biri olarak yazıldı: Muaviye, Emirü'l-Mü'minin Ali'ye küfretmeyi ve namazlarda ona lanet etmeyi bırakmalı, Ali'yi iyi bir şekilde anmalıdır. Muaviye bunu da taahhüt edip imzaladı. Bunlar propaganda yapıp; Ali (haşa) İslam dininden çıktığı için ona lanet okuyoruz diyorlardı. 541 Nehcü'l-Belaga, 74. Hutbe
