SOSYOLOJİK VE STRATEJİK BAKIMDAN MUKAYESESİ


ğeri ise ona itiraz ediyor; biri öldürülecek olursa Müslümanların halifesi hilafet makamında öldürülmüş olacak; bu ise İmam Hüseyin (a.s.) için dahi bir sorun olacaktı. Nitekim İmam Hüseyin de (a.s.) birinin Resulüllah'ın (s.a.v.) yerinde ve Hazretin hilafet makamında öldürülmesini istemiyordu. İmam Hüseyin'in (a.s.) Mekke'de öldürülmeye razı olmadığını görüyoruz. Neden acaba? Şöyle buyuruyor: "Bu durumda Mekke'nin saygınlığı çiğnenmiş olur; bu saygınlık ortadan kalkar. Nasıl olsa beni öldürecekler; neden beni Allah'ın hareminde öldürsünler ve böylece Allah'ın hareminin ve Beytullah'ın da saygınlığını çiğnesinler?" Biz İmam Ali'yi (k.veche) görüyoruz ki; Hz. Osman'ın döneminde insanlar ayaklanınca; (ki hak üzere de ayaklanmışlardı; yani bütün itirazları yerindeydi, (bugün Ehl-i Sünnet kaynakları da Hz. Osman'a karşı olanların itirazlarının yerinde olduğunu kabul etmektedir) dolayısıyla Ali (a.s.) kendi hilafeti döneminde onları ağırlıyordu. Osman'a itiraz edenler ve onun katilleri arasında Muhammed b. Ebubekir ve Mâlik-i Eşter gibi kişiler vardı; bunlar daha önce olduğu gibi sonraları da Emirü'l-Mü'minin Ali'nin (a.s.) özel ashabından oldular. Hz. Ali, onların isteklerinin yerine getirilmesini çok fazla isterken, asla Hz. Osman'ın öldürülmesini istememektedir. Nitekim Hz. Ali, Hz. Osman'ı ciddi bir şekilde savunmakta ve bu konuda Nehcü'l Belaga'da da şöyle buyurmaktadır: "Osman'ı o kadar savundum ki bu açıdan günahkâr olmaktan korktum." 539 Hz. Osman'ı savunmasının nedeni onun taraftarı olduğu için miydi, yoksa bunda başka bir amaç mı güdüyordu? Elbette ki Osman taraftarı değildi, savunmasının illetini şu sözlerinden çıkarmak mümkündür: "Senin öldürülmüş halife olmandan korkuyorum. 539 Nehcü'l Belaga, 240. Hutbe