HZ. ALİ (K. VECHE) VE BARIŞI (2)


Yirmi beş sene geçiyor ve bu yirmi beş sene içerisinde Hz. Ali (a.s.) sözde barış yanlısı ve uzlaşmacı bir kişidir. Halk, Hz. Osman'a karşı kıyam edince (nihayet Osman'ın öldürülmesiyle sonuçlanan ayaklanmada), Hz. Ali (k.veche) asla şahsen Osman'a karşı ayaklananlar arasında değildi. Osman'ın taraftarları arasında da yer almıyordu. Hatta Hz. Ali, ayaklananlarla Hz. Osman arasında bir aracıydı. Bir taraftan ayaklananların isteklerinin (ki Osman'ın valileri ve onların halka reva gördükleri zulümlerden şikayet mahiyetini içeren adilane isteklerdi) yerine gelmesi ve diğer taraftan da Hz. Osman'ın öldürülmemesi ve olayın bu şekilde son bulmaması için çaba harcıyordu. Nehcü'l Belaga'da böyle geçer ve tarih de kesin olarak böyle söylemektedir. Nitekim Hz. Osman'a hitaben şöyle buyuruyor: "Ben senin bu ümmetin öldürülen önderi olmandan endişeleniyorum. Sen öldürülecek olursan bu ümmet üzerine öldürme kapısı açılacak, Müslümanlar arasında asla sönmeyecek bir fitne çıkacaktır." O hâlde Hz. Ali (a.s.), Hz. Osman'ın en kötü dönemlerinde (Osman'ın hayatının son anlarında) bile Osman'la ayaklananlar arasında gerçek bir aracı idi. Hz. Osman'ın hilâfetinin başında da, Abdurrahman b. Avf'ın hilesi sonucu altı kişiden sadece ikisi hilafet adayı olarak kaldı. Biri Ali (as) ve diğeri ise Osman (r.a.)... (Orada da Hz. Ali aynı davranışı sergiledi.) Ömer yerine geçecek halifeyi seçmek için altı kişilik bir şûra tayin etmişti. Bu şûrada önce üç kişi kenara çekildi. Bunlardan biri Hz. Ali'nin (as) lehine hilafet adaylığından kenara çekilen Zübeyr, diğeri Osman'ın lehine çekilen Talha ve üçüncüsü ise Abdurrahman'ın lehine çekilen Sa'd b. Ebi Vakkas'tı. Geriye üç kişi kaldı. Abdurrahman, o da aday değilim dedi. Böylece iki kişi kaldı ve Abdurrahman'ın görüşü belirleyici oldu. Abdurrahman kime oy verseydi o dört oya sahip olacaktı (Çünkü kendisinin iki oyu vardı; diğer iki kişinin de her birinin bir oyu olmak üzere iki oyu vardı) ve o şûraya göre halife sayılırdı.