HZ. HASAN’IN HALİFELİĞİ (5)
makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar onun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır." "... Ey insanlar, Ali ve onun soyundan olan temiz çocuklarım, sıkl-i asğardır (daha küçük değerli emanet) ve Kur'an ise sıkl-i ekberdir (daha büyük değerli emanet). Bu ikisinden her biri diğerini haber vermekte ve onunla uyum içinde bulunmaktadır. Onlar Kevser havuzunun başında yanıma gelinceye kadar, asla birbirinden ayrılmazlar. Biliniz ki onlar, insanlar arasında Allah'ın emin kulları ve yeryüzündeki hakimleridir." Bu ifadeler hiçbir yoruma ve izaha yer bırakmayacak kadar açıktır. Allah Resulü hutbesinde hilafetin ve imametin Hz. Ali evlatlarının hakkı olduğunu açıkça beyan ediyor. Bütün bu ilahi gerçekler ortada iken bazı kaynaklarda Hz. Hasan'ın hilafeti hak edecek hiçbir vasfının bulunmadığı iddia edilebilmektedir. O Hz. Hasan ki Peygamberin, abasının altına aldığı ve "Ehl-i Beyt'im" olarak vasfettiği dört kişiden biridir. Hz. Hasan ki, Allah'ın "tertemiz ve günahsız" olduğunu beyan ettiği Ehl-i Beyt'in bir mensubudur. Ümmü Seleme'den şöyle nakledilir: "Allah ancak ve ancak siz Ehl-i Beyt'ten her türlü çirkinliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister" ayeti inince Resulüllah birini; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin'in peşine gönderdi ve "Bunlar Benim Ehl-i Beyt'imdir" buyurdu. 423 Bütün bunların ötesinde, Hz. Hasan bir devlet adamı ve lider olarak da üstün vasıflara sahip bir şahsiyetti. Hz. Ali'nin sağlığında gösterdiği siyasi başarıları daha önce ifade emiştik. Bazıları Hz. Hasan'ın halife seçildiği güne kadar hayatıyla ilgili fazla bir bilgi olmadığını yazarlar ki bu doğru değildir. Örneğin Zehebî'de şu ifadeleri görüyoruz: "Hz. Hasan'ın Peygamberin ve423 El-Müstedrek-u Ala's-Sahihayn, c. 3, s. 158; Sünen'ül-Kübra, Beyhakî, c. 7, s. 63
