HZ. ALİ’NİN ŞEHADETİ VE HZ. HASAN (5)
Biz Ehl-i Beyt ailesi bize karşı suç işleyenlere aftan ve iyilikten başka bir şey yapmayız." 394 İmam Hasan babasına bakarak şöyle dedi: "Ey baba! Senden sonra biz kiminle mutlu oluruz, seni kaybetmenin elemi bizim için Resulüllah'ı kaybetmenin elemi gibidir." İmam Ali oğlunu kucaklayarak şöyle dedi: "Allah kalbini sabırla sakinleştirsin. Beni kaybetmenin acısı miktarınca senin ve kardeşlerini ecrini arttırsın." İmam Hasan babasını tedavi etmeleri için bir doktorlar grubu topladı. Bunların en yetkili uzmanı Usayr b. Amr es-Sukunî idi. Bu doktor sıcak bir koyun ciğeri istedi. Bu ciğerden çıkardığı bir damarı imamın yarasına soktu. Sonra da damara üfleyip onu geri çıkardı. Çıkan damara beynin ak maddesinin bulaştığını gördü. Çünkü imamın aldığı darbe beynin içine ulaşmıştı. Doktor gördükleri karşısında irkildi ve imama dönerek ümitsiz bir sesle, "Ey Emirü'l-Mü'minin, vasiyetini yap çünkü öleceksin" dedi. Bunları duyan İmam Hasan babasına baktı. Gözyaşları durmadan akıyordu. "Babacığım belimi kırdın, seni bu halde görmeye nasıl dayanabilirim?" dedi. İmam Ali ona doğru baktı. Şunları söyledi: "Baban için bu günden sonra keder ve üzüntü söz konusu değildir. Çünkü bugün deden Muhammed Mustafa'ya, büyük annen Hatice'ye ve annen Fatıma'ya kavuşuyorum. Cennet hurileri babanı bekliyor, her an onu gözlüyorlar. O halde üzülmene sebep yok oğlum, ağlama..." İmamın kanı zehirlenmişti. Bu sebeple yüzü sararmaya başladı. Buna rağmen sakin huzurlu idi. Gözlerinin içi gülümsüyordu. Gökyüzünün ufuklarına bakarak sürekli biçimde Allah'ı zikrediyor, O'nu tesbih ediyor, O'na sığınarak dua ediyor ve şöyle diyordu: "Allah'ım, senden peygamberler ve vasiler ile birlikte olmayı ve en yüce dereceleri istiyorum." 394 Zindeganiy-i İmam Hasan-ı Mücteba, 153, 154
