MEVEDDET AYETİ (5)
herhangi bir ücret istemiyorum." 96 Bu ayetin anlamı, "sizden birinizin, Rabbine giden yolu tutması başka..." şeklindedir. Yani, "Benim çağrımı kendi isteğiyle kabul etmesi başka. İşte benim ücretim budur. Davetimin gerisinde maddi beklenti gibi herhangi bir ücret talebi yoktur." Tefsirini sunduğumuz bu sûrede ise yüce Allah şöyle buyuruyor: "De ki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum." 97 Böylece, Peygamberimizin (s.a.v.) davetinin, risaletinin ücreti olarak akrabalık sevgisi öngörülüyor. Bu anlamı içeren diğer ayetlerin içeriğinden kesin olarak anlaşılan bir husus, bu sevginin, ya davetin tümüne icabet etmekle veya özellikle önemsenen bir kısmıyla ilgili olduğudur. Cümledeki istisnanın zahiri, her iki durumda da mutasıl, yani öncesiyle irtibatlı, dolayısıyla sevginin risaletin ücreti olmasıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu bakımdan bazı müfessirlerin istisnanın, öncesinden kopuk, münkati olduğunu göstermek için ileri sürdükleri zorlama ürünü açıklamalara itibar etmemek gerekir. Akrabalık sevgisinin anlamıyla ilgili, müfessirlerin açıklamaları arasında farklılıklar vardır. 1- Bazıları -bu görüş müfessirlerin çoğunluğuna nispet edilmiştirdemişlerdir ki: Burada hitap, Kureyş'e yöneliktir. İstenen ücret de kendilerinin akrabası olması hasebiyle Hz. Peygamberi (s.a.v.) sevmeleridir. Çünkü Kureyşliler, bazı rivayetlerde de ifade edildiği gibi, ilahlarını reddediyor diye Hz. Peygamberi (s.a.v.) yalancılıkla suçluyor, ona buğzediyorlardı. Bunun üzere yüce Allah, Peygamberine (s.a.v.) onlardan şunu istemesini emretti: "Şayet Bana inanmıyorsanız, bari akrabanız olmam hasebiyle Beni sevin, Bana buğzetmeyin..." Dolayısıyla, ayette geçen el-Kurba kelimesi el-karabeh anlamında masdardır. Cümledeki "fi" harf-i cerri de manaya "nedensellik" katmaya yöneliktir. 96 Furkan, 57 97 Şûra, 23
