UHUD SAVAŞI’NDA HZ. ALİ (5)

Savaş başladıktan sonra, Kureyş büyük kayıplar vererek geri çekilmeye başladı. Dağdaki gediğe yerleştirilmiş olan okçular, Kureyşliler'in dağılmaya başladıklarını görünce, yerlerinde durmalarına gerek olmadığını sanarak, ganimet toplamak maksadıyla bulundukları yeri terk ettiler. İyi bir savaşçı olan Halid b. Velid, savaşın başından beri dağdaki o gediği izliyor ve savaşı kazanmanın yolunun buradan geçerek Müslümanları arkadan vurmak olduğunu biliyordu. Bu yüzden okçular yerlerini terk edince Halid bu fırsattan yararlandı ve gedikten geçerek Müslümanlara arkadan saldırdı. İki ateş arasında kalan İslam ordusunda büyük bir kargaşa başladı. Savaşın seyri tam tersine döndü.820 Mus'ab b. Ümeyr şehit edildi. Yüzü örtülü olduğu için, O'nun Resulüllah olduğunu zannettiler ve, "Muhammed öldürüldü" feryatları duyulmaya başlandı. Saflar iyice dağıldı. Ve amcası Hz. Hamza da şehit oldu. Hz. Ali bir konuşmasında Uhud'daki fedakârlıklarını şöyle anlatıyor: "Kureyş ordusu, tıpkı bir sel gibi bize hücum ettiler. Ensar ve Muhacirler evlerinin yolunu tutarken, Ben bedenimdeki yetmiş yara ile Hz. Peygamberi […]

UHUD SAVAŞI’NDA HZ. ALİ (6)

Savaş meydanından ayrılan Ebu Süfyan ve yanındakileri takip etmesi için Hz. Peygamber, Hz. Ali'yi göndermiş ve şöyle buyurmuştu: "Onları takip et, bak ne yapıyorlar. Eğer atları yanlarına alıp, develere binmişlerse bil ki Mekke'ye gitme niyetindeler. Şayet atlara binmiş, develeri yanlarında sürüyorlarsa, Medine'ye gelme niyetindeler." Hz. Ali şöyle diyor: "Onları takip ettim. Baktım ki atları yanlarına almışlar, develere binmişler, o zaman anladım ki Mekke'ye gitmek niyetindeler..."823   823 A'yanu'ş-Şia, c. 1, s. 389; Es-Siret'ün-Nebeviyye, İbn Hişam, c. 3, s. 94

UHUD SAVAŞI’NIN ARDINDAN

Resulüllah Medine'ye dönünce, kılıcını kızı Fâtımâ'ya verdi. "Kızım, şunun üzerindeki kanı yıka" buyurdu. Hz. Ali de kılıcını O'na verdi. Hz. Ali'nin eli omuzlarına kadar kana boyanmıştı. Resulüllah Hz. Fâtımâ'ya hitaben şöyle dedi: "Bunu al ey Fâtımâ! Kocan kendine düşeni yaptı. Allah O'nun kılıcıyla Kureyş'in ulularını öldürdü."824 Hamidi, "Cem'un Beyn'es-Sahihayn"da, Halebi ise, "Sıret-ü Halebiye"de (c. 3, s.123) şöyle yazıyor: "Huneyn günü Hz. Ali ve Hz. Abbas, Allah Resulü'nün önünde, Abdullah b. Mes'ud solunda savaşıyordu. Ebu Süfyan b. Haris ise Hz. Peygamberin merkebinin yularını tutuyordu."825 Hz. Ali bütün savaşlarda Allah tarafından desteklenmiş, melekler de O'na yardıma hazır durumda beklemişlerdir.826 824 A'yanu'ş-Şia, c. 1, s. 390 825 İbn Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi, c. 3, s. 276 826 Muhammed b. Yusuf Genci Eş-Şafii

UHUD SAVAŞI’NIN ARDINDAN (2)

"Kifayet'ul Talibin"in 27. bâbında, Abdullah ibn-i Mesud'dan Resulüllah'ın şöyle buyurduğunu naklediyor: "Ali hangi savaşa yöneldiyse, Cebrail'i sağında, Mikail'i solunda ve bir bulutun da O'nu gölgelendirdiğini görüyordum. Nihayet Allah O'na zafer nasip ediyor."

HZ. FÂTIMÂ’NIN KISA BİYOGRAFİSİ

Fâtımâ-tü'z-Zehra, Mekke'de Bi'set'in 5. yılında dünyaya geldi. Annesi, İslam tarihinde Büyük Hatice olarak anılan Hatice bint-i Huveylid'dir. Hz. Fâtımâ Hicret'in 11. yılında, Allah Resulü'nün vefatından iki veya üç ay sonra Medine'de vefat etmiştir.827 Allah Resulü'nün Mekke'deki acı ve meşakkat dolu günlerinde, Hz. Fâtımâ'nın doğumu vahiy evine bir huzur ve muhabbet getirmişti. Allah Resulü Hz. Fâtımâ hakkında şöyle buyuruyordu: "O Benim ruhumdur. O'nu kokladıkça cennetin kokusunu alıyorum."828 Hz. Fâtımâ iki yaşlarındayken Kureyş müşriklerinin uyguladığı ekonomik ambargo yüzünden babası, annesi ve diğer Müslümanlarla beraber Ebu Tâlib deresinde829 dayanılmaz açlık ve sıkıntılara katlandı.830 827 Menakıb, İbn Şerahşub, c. 3, s. 132; Usul-ü Kâfi, c. 1, s. 458 828 Keşfü'l-Gumme, c. 2, s. 24; Biharü'l Envar, c. 43, s. 4-6; Uyun-u Ahbari'r-Rıza, c. 1, s. 116 829 Ebu Talib deresi, ekonomik ambargo döneminde Resulüllah'ın ve etrafındakilerinin ikâmet ettikleri Mekke yakınlarındaki derenin adıdır 830 Muntehe'l-Âmal, s. 63-64

HZ. FÂTIMÂ’NIN KISA BİYOGRAFİSİ (2)

Hz. Fâtımâ bu ambargodan kurtulduktan kısa bir süre sonra Bi'set'in onuncu yılında değerli annesi Hz. Hatice'yi kaybetti. Sekiz yaşındayken Allah Resulü'nün hicretinden çok kısa bir süre sonra, Haşimoğulları'na mensup diğer kadınların yanında, Hz. Ali ile beraber Medine'ye hicret etti.831 Küçük yaşta annesini kaybeden Hz. Fâtımâ, tamamen babasının terbiye ve himayesiyle büyüdü. Resulüllah O'nu çok sever, rivayetlere göre O'nun yüzünü öpmedikçe uyumazdı.832 Peygamber şöyle buyururdu: "O, Benim tenimin pâresidir. Benim bedenimdeki kalbim ve ruhumdur. O'nu üzen Beni üzmüştür, Beni üzen ise Allah'ı."833   831 El-Emali, Şeyh Tusi, c. 2, s. 84-85 832 Keşfü'l-Gumme, c. 2, s. 93 833 Keşfü'l-Gumme, c. 2, s. 24

HZ. ALİ VE HZ. FÂTIMÂ’NIN EVLİLİĞİ

Resulüllah'ın kızı Hz. Fâtımâ, evlilik çağına geldiğinde Kureyş'in şahsiyetli ve zengin kişileri ard arda O'na talip oldu. Ancak Hz. Peygamber, "Fâtımâ'nın evliliği Allah'ın emrine bağlıdır" buyurmak suretiyle, O'nun izdivacının ancak ilahi bir vahiy neticesi olacağına işaret ediyordu.834 Bir gün Ebu Bekir, Hz. Fâtımâ'yı istemek maksadıyla Resulüllah'ın huzuruna çıktı. Ve talebini kendisine iletti. Resulüllah şöyle buyurdu: "Ben Allah'ın emrini bekliyorum." Aynı şekilde Ömer de Hz. Fâtımâ'ya talip oldu ve Resulüllah'a gelerek evlenme teklifini sundu. Hz. Peygamber ona da aynı şekilde, "Fâtımâ küçüktür, kocasının tayini Allah'ın emrine bağlıdır" buyurdu. Çok büyük bir serveti olan Abdurrahman İbn Avf ve Osman b. Affan da görücülük maksadıyla Allah Resulü'ne geldiler. Abdurahman, "Ya Resulallah, Fâtımâ'yı bana nikahlarsan yük834 Keşfü'l-Gumme, c. 1, s. 477-495; Menakıb, Şehraşub, c. 2, s. 30-31

HZ. ALİ VE HZ. FÂTIMÂ’NIN EVLİLİĞİ (2)

leri kaliteli kumaş olan, mavi gözlü yüz tane siyah deve ve on bin dinar mehir vermeye hazırım" dedi. Osman da, "Ben de bu miktar mehir veririm. Ben Abdurrahman'dan da üstünüm. Çünkü daha önce Müslüman oldum" deyince, Resulüllah çok öfkelendi. Yerden bir avuç toprak alıp, Abdurrahman'a doğru attı. Ve şöyle buyurdu: "Sen Benim para ve servete taptığımı mı sandın ki, Bana servetinle iftihar ediyorsun? Bana parayla evlenmeyi mi tahmil etmek istiyorsun?"835 Hz. Ali de Hz. Fâtımâ ile evlenmek istiyordu. Ancak, utangaçlığı ve fakirliği sebebiyle niyetini Hz. Peygambere açmaktan çekiniyordu. Ebu Bekir, Ömer ve Sa'd b. Muaz'ın teşvikiyle konuyu Resulüllah'a açmaya karar verdi. Bu maksatla Ümmü Seleme'nin evine gitti. Resulüllah orada bulunuyordu. Kapıyı çaldı. Resulüllah, Ümmü Seleme'ye, "Kapıyı aç. Allah ve Resulü'nü seven, Allah ve Resulü'nün de kendisini sevdiği bir kimse geldi" buyurdu. Hz. Ali içeri girdi. Selam verip oturdu. Hz. Fâtımâ ile evlenmek istediğini Allah […]

HZ. ALİ VE HZ. FÂTIMÂ’NIN EVLİLİĞİ (3)

dü ve "Evlenmek için bir şeyin var mıdır?" diye sordu. Hz. Ali bir kılıç, bir zırh ve bir deveden başka hiçbir şeyi olmadığını söyledi. Hz. Peygamber, Hz. Ali'nin zırhını satıp, Hz. Fâtımâ'nın mihrinin bir kısmı olarak vermesini söyledi. Hz. Ali zırhı 400 dirheme sattı ve parasını Resulüllah'a getirdi. Bazı rivayetlere göre zırhı Hz. Osman aldı daha sonra Hz. Ali'ye hediye etti.837 Resulüllah Hz. Ebu Bekir, Hz. Selman ve Hz. Bilal'i çağırıp, Fâtımâ için ev eşyası almalarını söyledi. Allah Resulü o paradan bir kısmını da Esma'ya verdi ve şöyle buyurdu: "Kızım için esans ve güzel koku al, geri kalanını Ümmü Seleme'ye teslim et." Ebu Bekir şöyle diyor: "Paraları saydım, 63 dirhem olduğunu gördüm. O parayla şunları satın aldık: Bir beyaz gömlek Büyük bir başörtüsü Hayber işi siyah bir elbise Hurma lifinden bir yatak Biri koyun lifi, diğeri hurma lifiyle doldurulmuş ketenden iki döşek Koyun derisinden dört yastık Bir el […]

HZ. ALİ VE HZ. FÂTIMÂ’NIN EVLİLİĞİ (4)

Bir su kabı Bir yün perde Bir ibrik Bir çömlek maşrapa Sergi olarak bir adet deri İki çömlek testi Bir aba." Hz. Fâtımâ'nın çeyizini Hz. Peygamber'in huzuruna getirdiklerinde gözlerinden yaş aktı ve başını göğe kaldırıp, şöyle dedi: "Allah'ım bu evliliği, kaplarının çoğu çömlekten olan kimselere mübarek eyle."838 Hz. Ali de kendi evine ince kum döşedi elbiseleri asmak için iki duvar arasına bir çubuk tutturdu. Bir koyun postu aldı. Ve de hurma lifinden bir yastık temin etti.839   838 Menakıb-i İbn Şehraşub, c. 3, s. 353; Keşfü'l-Gumme, c. 1, s. 359 839 Biharü'l Envar, c. 43, s. 114; Menakıb, Şehraşub, c. 3, s. 129

DÜĞÜN MERASİMİ

Resulüllah, Hz. Ali'ye şöyle buyurdu: "Düğünde velime verilmelidir. Ben ümmetimin düğünlerde velime vermesini severim." Resulüllah Bilal'e bir koyun getirmesini söyledi. Hz. Ali'ye de on dirhem verip, "Bir miktar yağ, hurma ve kurut al" buyurdu. Ve istediğini yemeğe davet etmesini söyledi. Çağrılanlar çok ancak yemek azdı. Resulüllah davet edilenlerin onar onar girip yemek yemelerin emretti. Hz. Hamza, Hz. Abbas, Hz. Ali ve kardeşi Akil de davetlileri ağırlıyorlardı. Karnını doyuran grup dışarı çıkıyor, diğer grup içeri giriyordu. Böylece birçok kişi yemek yedi, Daha sonra Allah Resulü geri kalan yemeklerin sahabenin yoksullarına dağıtılmasını ve bir kap yemeği de Hz. Fâtımâ ve Hz. Ali için bir kenara bırakmalarını emretti.840 Resulüllah düğün gecesi, içi su dolu bir kap aldı. Hz. 840 Biharü'l Envar, c. 43, s. 132-157-114-116

DÜĞÜN MERASİMİ (2)

Fâtımâ'nın ve Hz. Ali'nin başına ve bedenine serpti. Ve şöyle dua etti: "Allah'ım, bu evlenmeyi mübarek eyle. Ve onlardan tertemiz bir nesil vücuda getir." Hz. Fâtımâ ve Hz. Ali'nin nikah akdi Ramazan ayında okundu ve Zilhicce'nin birinde veya altısında evlenme merasimi düzenlendi.841 Resulüllah düğünden dört gün sonra Hz. Fâtımâ'nın evine gitti. Ve eşini nasıl bulduğunu sordu. Hz. Fâtımâ, "Allah, insanların en hayırlısını Bana nasip etmiştir. Ancak, Kureyş kadınları görüşmeye geldiklerinde, tebrik edeceklerine kalbime bir ukde bırakıp, şöyle dediler: Baban Seni fakir ve yoksul biriyle evlendirdi. Hâlbuki servetli ve şahsiyetli kişiler Seni istiyorlardı." Resulüllah şöyle buyurdu: "Baban ve eşin fakir değildirler. And olsun Allah'a ki, yerin hazinelerini Bana sundular. Ama Ben ahiret nimetlerini, dünyanın mal ve servetine tercih ettim. Ben, herkesten önce İslam'ı kabul eden, ilim, hilm ve akıl açısından bütün insanlardan üstün olan bir kimseyi Sana eş seçtim. Allah-ü Teâlâ bütün insanlar arasından Beni ve eşini seçti. […]

DÜĞÜN MERASİMİ (3)

Rivayete göre bazı kişiler Hz. Fâtımâ'nın evliliğiyle ilgili Hz. Peygamber'i eleştirmişlerdir. Resulüllah ise şöyle buyurmuştur: "Eğer Allah, Ali b. Ebu Tâlib'i yaratmasaydı, Hz. Fâtımâ'ya denk biri bulunamazdı." Diğer bir rivayette de Allah Resulü'nün, Hz. Ali'ye hitaben şöyle dediği belirtilmektedir: "Eğer Sen olmasaydın, şu yeryüzünde O'na denk biri bulunmazdı."844   844 El-Menakıb, İbn Şehraşûb, c. 2, s. 181

HENDEK SAVAŞI’NDA HZ. ALİ

Kureyş İslam'ı ortadan tamamen kaldırmak maksadıyla bir kez daha birleşti. Çeşitli kabilelerle ve Yahudilerle ittifak yapıldı. Nihayet müşriklerin sayısı on bini buldu. Bu orduya Ebu Süfyan komutanlık ediyordu.845 Hz. Peygamber, savunma taktiği konusunda ashabıyla istişare etmişti. Selman-ı Farisi Medine'nin etrafına hendek kazmayı önermişti. Kureyş ordusu Medine şehrinin kapısına gelince durdular. Medine'nin etrafındaki derin ve tehlikeli hendekleri görünce korkuya kapıldılar. Hâlbuki düşman askerleri on bin kişiden fazla iken, Müslümanların sayısı üç bini geçmiyordu.846 Bazı Kureyş atlıları hendeğin kimi dar noktalarından karşıya geçmeyi başardılar. Bunun üzerine Hz. Ali birkaç kişiyle beraber ileri çıktı ve atlıların geçtiği gedikleri kapattı. 845 Es-Siretü'n Halebiyye, c. 2, s. 631 846 İbn-i Hişam, Sire, c. 2, s. 238

HENDEK SAVAŞI’NDA HZ. ALİ (2)

Kureyş ordusundan savaşçılıkları ile tanınmış altı kişi hendeğin dar bir tarafından karşıya geçip, savaş meydanına çıktı. Bunlardan bir tanesi Arap Yarımadası'nın en yiğit ve en güçlü savaşçısı olarak bilinen ve "bin savaşçıya bedel" denilen Amir b. Abdül Vedd'di. Yelye bölgesinde bir grup savaşçıyı tek başına yenmişti. Bedir Savaşı'nda yaralandığı için Uhud'a katılamamıştı. Hendek günü ise ilk olarak savaş meydanına çıkmıştı. Amir, çelik bir zırh giymişti, savaş meydanında şöyle bağırıyordu: "Cennet iddiacıları neredeler? İçinizden beni cehenneme göndermeyi veya kendisi cennete gitmeyi isteyen yok mu?" Onun bu meydan okuması herkesin kalbine bir korku düşürmüştü. Sanki kulaklar kapanmış, diller tutulmuştu. Vakıdi bu durumu, "Sanki başlarına kuş konmuştu" şeklinde anlatıyor.847 Resulüllah, "Bunun karşısına çıkacak biri yok mu?" buyurdu. Hz. Ali, "Ben çıkarım ya Resulallah" dedi. Resulüllah O'nu oturttu. Amir ikinci ve üçüncü kez savaşacak er talep etti. Hz. Ali'den başka kimse ona cevap vermedi. Resulüllah her defasında O'nu oturtuyor ve şöyle diyordu: […]

HENDEK SAVAŞI’NDA HZ. ALİ (3)

Bu da kardeşim ve amcamın oğlu Ali'dir. Beni yalnız bırakma, Sen mirasçıların en hayırlısısın."850 Hz. Ali savaş meydanına çıktı. Resulüllah şöyle buyurdu: "İmanın tamamı, küfrün tamamının karşısına çıktı."851 Amir, Hz. Ali'yi karşısında görünce şaşırdı. Hz. Ali, Amir'i, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik etmeye davet etti. Amir kabul etmedi. Hz. Ali Bunun üzerine, "O halde Benimle savaşacaksın" dedi. Amir, "Geri dön. Baban arkadaşımdı. Seni öldürmek istemem" deyince, Hz. Ali, "Ama Ben, Hakk'a yüz çevirdiğin müddetçe, vallahi seni öldürmek isterim" diye cevap verdi.852 İbn-i Ebi'l-Hadid şöyle diyor: Benim tarih öğretmenim Ebu'l-Hayr bu konuyu şöyle anlatıyordu: "Amir, Bedir Savaşı'na katılmış ve Hz. Ali'nin cesaretini ve savaş gücünü yakından görmüştü. Bu yüzden O'nunla savaşmak istemiyor ve çeşitli bahaneler getiriyordu. Sonuçta Hz. Ali ona şöyle dedi: `Sen Benim ölümüme üzülme, zira Ben ölsem de, öldürsem de hoş baht olacağım. Ve Benim yerim cennettedir. Buna karşılık her […]

HENDEK SAVAŞI’NDA HZ. ALİ (4)

kırıldı ve başı yaralandı. Bu arada Hz. Ali kılıcını Amir'in başına indirdi. Amir yere yıkıldı. Hz. Ali tekbir getirdi. Kılıçların sesi ve ortalığı kaplayan toz bulutu çarpışmanın sonucunun yakından görülmesine engel oluyordu. Hz. Ali'nin tekbir sesleri duyulduğunda, herkes anladı ki Hz. Ali Arap kahramanı Amir'i öldürdü.854 Amir'in arkadaşları korkudan kaçıp gitmişlerdi. Hz. Ali onların peşine düştü. Bu sırada Nevfel b. Abdullah hendeğe yuvarlandı. Hz. Ali, hendeğe atlayarak onu öldürdü.855 Nevfel'in ölümü diğer askerlerin cesaretini kırdı. Müşrik ordusunu oluşturan Arap kabileleri aralarında anlaşıp, dönme kararı aldılar. Resulüllah Hz. Ali'yi karşılayıp şöyle buyurdu: "Aferin Sana ey Ali! Senin bugünkü şu cihadın, İslam ümmetinin kıyamete kadar yapacağı bütün iyi amellerin toplamından daha üstündür. Zira Senin bu zaferin sayesinde kâfirler, zillete düşüp alçalmış, Müslümanlar ise izzet, onur ve gurur kazanmıştır."856 Bu savaşta Hz. Ali'nin ibret verici bir davranışı vardır ki, O'nun yiğitliğinin ve yüce ahlakının bir göstergesidir. Hz. Ali […]

HENDEK SAVAŞI’NDA HZ. ALİ (5)

"Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın. Hani askerler üstünüze saldırmıştı da, onlara bir yel ve görmediğiniz askerler göndermiştik. Ve Allah sizin yaptıklarınızı görür. Hani size hem üst tarafınızdan hücum etmişlerdi. Hem alt tarafınızdaki yerlerden. Ve hani gözler yılmıştı, korkudan yürekler ağızlara gelmişti. Ve Allah hakkında çeşitli zanlara kapılmıştınız. İşte orada inananlar, bir sınanmaya uğratılmışlardı. Ve adam akıllı sarsılmışlardı. Hani münafıklarla kalplerinde hastalık olanlar, demişlerdi ki, Allah ve Peygamberi bizi ancak aldattılar, vaatlerinde aldatmadan başka bir şey yok. Ve hani onların bir kısmı demişti ki, `Ey Yesribliler, burada durmanıza imkân yok, dönün artık.' Ve bir kısmı da Peygamber'den evlerimiz açık, sağlam değil diye izin istemişti. Hâlbuki evleri açık değildi ve sağlamdı. Onlar ancak kaçmayı diliyorlardı. Eğer şehrin etrafından girilip onların üstlerine varılsaydı da şirk koşmaları istenseydi hemen işe girişirler ve şehirde pek az bir müddet kalırlardı."858   858 Ahzab, 9-15

HUDEYBİYE’DE HZ. ALİ

Müslümanlar Kâbe'yi ziyaret etmeyi çok arzu ediyorlardı. Hz. Peygamber hac ziyaretine niyet etti. Gerekli hazırlıkları yaptı. Ve Kureyş'le veya başka herhangi bir toplulukla savaşa niyeti olmadığını ilan etti. Kureyşliler bunu haber alınca, Halid b. Velid komutasında bir grup atlı ile Hz. Peygamber'in önünü kesmeye karar verdiler. Müslümanlar Cuhfe mevkiine geldiklerinde suları tükenmişti. Peygamberimiz bazı kişileri su bulmak için görevlendirdi. Ancak bunlar Kureyş'ten çekindikleri için su bulamadan eli boş geri döndüler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Hz. Ali'yi çağırdı. Ve O'nu birkaç kişiyle beraber su bulmaya gönderdi. Herkes Hz. Ali'nin de eli boş döneceğinden emindi. Hz. Ali yola çıkıp, Harar denilen yere kadar gitti. Kapları su ile doldurdu, Hz. Peygamber'e getirdi. Hz.

HUDEYBİYE’DE HZ. ALİ (2)

Peygamber, tekbir getirdi. Hz. Ali'ye hayır duada bulundu.859 Kureyşliler birkaç kez Halid b. Velid'in komuta ettiği bir grupla, Resulüllah'ı ve beraberindekileri rahatsız etti. Fakat Hz. Ali ve yanında bulunan bir grup Müslüman her defasında bu saldırıları bertaraf ediyordu. Kureyş'in, saldırılarından bir sonuç almasına engel oluyorlardı.860 Ancak, Kureyşliler Resulüllah'ın Mekke'ye girme konusundaki kararlılığını görünce Hz. Peygamber'le görüşme talebinde bulundular. Süheyl b. Ömer ve Abduluzzaoğulları'ndan Huvaytib temsilci olarak geldiler.861 Hz. Peygamber şunları söyledi: "Ey Kureyş topluluğu! Ya bu inatçı tutumunuzdan vazgeçersiniz ya da Allah boyunlarınızı kılıçla vuracak birini üzerinize salar. Ki Allah O'nun kalbini imanla sınamıştır." Ebu Bekir, Ömer ve oradakiler dedi ki, "Bu adam kimdir ya Resulallah?" Buyurdu ki, "O adam, ayakkabı dikendir." O sırada Hz. Peygamber ayakkabısını dikmesi için Ali'ye vermişti.862 İki taraf barış antlaşmasının maddeleri üzerinde antlaşmaya varınca, Resulüllah, Hz. Ali'yi çağırdı ve O'na dedi ki, "Yaz ey Ali! Rahman ve Rahim olan […]
Scroll to top