VE CAN PAZARI KURULUYOR (2)


Sancağı alarak ilerlemeye başlayan Abdullah b. Revâha nefsiyle mücadele ediyor, tereddütlerini gidermeye çabalıyordu. "Eğer iki kişinin yaptığını yapar; şehidliği tercih edersen en doğrusunu yapmış olursun" diyerek savaşa girdi. Yaralanan parmağını ayağının altına koyarak çekip kopardı. Ancak, içindeki tereddüdü hâlâ giderememişti, "Ey nefs; düşündüğün hanım ise, onu şu anda boşadım. Köleler ise onları azad ettim. Bakımsız kalan bağım bahçemse, onları da Allah ve Resulü'ne bıraktım" diyerek savaşa devam etti. Nihayet aldığı mızrak yaralarıyla şehid oldu. Abdullah b. Revâha şehid edilince ortalık karıştı. Onun ardından sancağı kapan Sabit b. Akrem, Halid b. Velid'e sancağı almasını söylüyor; ancak Hz. Halid, kendisinden yaşça büyük olduğu ve Bedir'de çarpıştığı için Sabit b. Akrem'in elinden sancağı almaya yanaşmıyordu. Nihayet mücahidler aralarında söz birliği ederek Halid b. Velid'i komutan tayin ettiler. Halid b. Velid sancağı eline alır almaz hücuma geçti. Geceyi geçirip ertesi günün sabahına çıktığında; ordunun ön saflarını arkaya, arka saflarını öne, sağ kanadını sola, sol kanadını sağa geçirtti. Böylece Rumlar değişik bir orduyla karşılaştıklarını zannederek korktular. Müslümanlar da bu korkudan yararlanarak onları bozguna uğrattılar. Halid b. Velid'in elinde o gün 7 tane kılıcın kırılmış olması, savaşın ne kadar uzun sürdüğünü göstermesi bakımından manidardır. Müslümanlar Mûte'de yedi gün boyunca, 200 veya 250 bin kişilik düşman ordusuyla savaştılar. Yüce Allah, Mûte'de mücahidlere, kendilerinden 70-80 kat güçlü bir orduya karşı çıkacak cesareti ve gücü verdi. Onlara böyle bir fetih ihsan etti.