TEHLİKENİN EN BÜYÜĞÜ: NİFAK VE MÜNAFIKLIK (2)
dinlersin. Onlar, sanki elbise giydirilmiş kütüklerdir. Her gürültüyü aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakının. Allah, onları kahretsin! Nasıl olup da, döndürülüyorlar!" Münafıkların, inananları bölmek ve aralarına düşmanlık sokmak için giriştikleri faaliyetlerden bazılarını nakletmek, karakterlerini çözmemize yardımcı olacaktır. Hicret'in 9. yılında çıkılan Tebük Seferi'ndeki ağır şartlar, münafıkların nifak ve ikiyüzlülüklerini ortaya koymaları için yeterli bir sebep olmuştur. Seferin yapılacağı yer Müslümanların bulundukları noktadan çok uzak mevkideydi. Mevsim itibariyle aşırı sıcaktı, hasat zamanıydı. Yürüyüş son derece çetindi. 113 Bütün bu şartlar, Resulûllah'ı, sefere çıkılacağını ashabına duyurmaya ve seferberlik ilan etmeye sevk etti. Bunu duyan ve şartların zorluğunu gören münafıklar İslam ordusuna katılmadıkları gibi, Müslümanların da gayretlerini kırarak onların kararlarını köreltme çabasına giriştiler. Tevbe Sûresi'nin 81-82. âyetlerinde bu hususta şöyle buyurulmuştur: "Cihaddan geri kalanlar, Allah'ın Resulü'ne muhalefet ederek oturup, kalmalarına sevindiler. Allah yolunda canlarıyla mallarıyla cihad etmeyi hoş görmediler. `Bu sıcakta savaşa çıkmayın' dediler. De ki; `Cehennem ateşi daha sıcaktır.' Keşke bilseydiler! Yaptıklarının cezası olarak artık az gülsünler, çok ağlasınlar. Eğer Allah, bu cihaddan sonra tekrar cihada çıkmak için izin isterlerse, onlara şöyle de: Benimle beraber bir daha çıkmayacaksınız. Çünkü, daha önce savaşa çıkmayıp oturmayı istediniz. O halde, geriye kalanlarla beraber oturun." 80 kişi Tebük Seferi'ne çıkmadı. Bunlardan üçü samimi Müslümandılar ve mazeretsiz olarak savaştan geri kaldıklarını itiraf ettiler. Resulûllah'ın emriyle, 50 gün, Müslümanlar onlardan yüz 113 İbn-i Hişâm, c. 2, s. 316; İbn-i Kayyım, Zâdu'l-Mead, c. 2, s. 2
