RİSALETİN GAYESİ GÜZEL AHLAK (6)
Kısacası, nefis tezkiyesi iman ve ibadet zevkinin neticesi kul olma hazzının yaşandığı bir hazine odasının kapısını açan anahtar mesabesindedir. Şayet ihmal edilirse, taklid-i iman ve geleneğe dönüşmüş bir ibadetle İslam'ı yaşayan insan toplulukları gündeme gelir. Halbuki İslam'ın hem vitrinlenip yaşanması, hem de gelecek nesillere taşınması kabuktan öze inebilmiş, imanını taklitten tahkike yükseltip ibadeti vecd derecesinde icra eden aşk ehli insanların yetişmesiyle mümkün olacaktır. Nefsi terbiye edilmemiş bir Müslüman ise, iç âleminde bu güzellikleri yaşayamadığı için insan sevgisinden, hizmet aşkından, Allah korku ve sevgisinden ve cihad ruhundan uzaklaşarak İslam'ı günübirlik yaşamanın hesabı içerisinde boğulup şartların esiri olacaktır. Bu ise, İslam ile gelecek nesiller arasında rahmet köprüsü olmak yerine perde olmayı getirecektir. Öyleyse, İslam satırdan satıra sonrakilere ulaştırılmaz. Burada esas usul, gönül ehli insanlarla İslam'ın sadırdan sadra nesillere ulaştırılmasıdır. İşte, Hz. Resulûllah Efendimiz bu endişeyle gecesini gündüzüne katarak etrafındaki arkadaşlarının nefislerini terbiye ve tezkiye edip onları ahlak-ı hamidiye ulaştırmaya çalışmıştır. Ve ancak sonraki nesillerin İslam'a kavuşmasının teminatı olan kalabalık bir irşad kadrosunun yetiştiğini görünce kalpleri mutmain olmuş, risalet gayelerinin tahakkukunu görmenin verdiği hazla, "Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz" buyurarak gelecek nesillere seslenmişlerdir. "Kur'an'ı Biz indirdik Biz, O'nu koruyacak olan da Biziz Biz" emr-i ilahisiyle titreyen Resulûllah Efendimiz, bu hitabın yüklediği vazifeyi harfiyen yerine getirerek kadrosunu yetiştirmiş ve yukarıda verdiğimiz hadis-i şerifleriyle de lisan-ı hal ile adeta, "Ya Rabbi! Ben de korumayı vaad ettiğin Kur'an'ı gönülden gönle iletecek, yaşatacak insanları yetiştirerek Sana geldim" demişlerdir. Şunu hemen belirtelim ki, hem böyle bir terbiyeden geçmek nefsine ağır geldiği için, hem de kalpteki hastalıklar insanlar tarafın-
