PEYGAMBERİMİZİN HADİSLERİ VE DAVRANIŞLARIYLA İLGİLİ SÖZLERİ (5)
O'ndan bir şey isterse ya istediğini vererek veya tatlı bir sözle kendisine karşılık verirdi. İnsanlara yönelik sadeliği, rahatlığı ve ahlakı yüzünden herkese baba olmuştu. Herkes O'nun nazarında hak bakımından eşitti. O'nun meclisi yumuşak huyluluk, hayâ, sabır ve güven meclisiydi. O'nun yanında sesler yükseltilmez, yakınlar ayıplanmaz ve onların ayak sürçmeleri övülmezdi. Yakın sohbet arkadaşların birbirine karşı eşit olduklarını, orada takva sayesinde birbirlerine üstün saydıklarını, alçak gönüllü olduklarını, büyüklerini sayıp küçüklerine merhametli davrandıklarını, ihtiyaç sahibini kendilerine tercih ettiklerini, garipleri koruduklarını... görürsün." İmam Hasan (a.s.) diyor ki: "Babama Peygamberin (s.a.v.) sohbet arkadaşları arasında nasıl davrandığını sordum, şöyle buyurdu: "Resulüllah (s.a.v.), devamlı sevinçli, yumuşak huylu, cana yakın idi. Katı, sert, bağırıp çağıran, kaba sözlü, ayıplayıcı veya övücü değildi. Hoşlanmadığı şeyin farkında değilmiş gibi davranırdı. Ondan ümit kestirmez, hakkındaki soruları cevaplandırmazdı. İnsanlarla ilgili olarak şu üç şeyden uzak dururdu: Tartışma, çok konuşma ve yararsız sözler söyleme. Ayrıca insanlara şu üç şeyi yapmazdı: Hiç kimseyi kötülemez, ayıplamaz (kabahatini yüzüne vurmaz), tökezlemesini istemezdi (veya ayıbını dışa vurmazdı). Mutlaka sevap kazandıracağını umduğu konuları konuşurdu. O konuşurken, sohbetini dinleyenler başları üzerinde kuş varmış gibi başlarını eğik tutarlardı (pürdikkat O'nu dinlerlerdi). Ancak O susunca konuşurlardı. Dinleyicileri yanında tartışmazlardı. Kim söz alırsa, sözünü bitirinceye kadar onu dinlerlerdi. O'nun yanındaki konuşmalarının konusu, ilk konuşanların konusu idi. Onların güldüklerine güler, şaşırdıklarına şaşırırdı. Yabancı birinin konuşmasındaki ve sorusundaki kabalığa sabrederdi. Öyle ki, sahabileri böylelerinden rahatsız olurlardı da o: "İhtiyaçlı bir kimsenin ihtiyacının karşılanmasını istediğini gördüğünüzde ona yardımcı olun" derdi. Sadece teşekkür amaçlı yapılan övgüyü kabul ederdi. Hiç
