MÜELLEFE-İ KULÛB VE ONLARA TANINAN AYRICALIKLAR
Resulûllah, ganimet mallarından müellefe-i kulûba, yani kalpleri İslam'a ısındırılacak kimselere fazla pay ayırmıştı. Bu, kalplerinde İslam'ın sebâtını sağlamak içindi. Ancak bu durum, Ensar arasında bir kırgınlık havası yarattı. Dedikodular yapılmaya, ileri geri konuşulmaya başlandı. Bu dedikoduları çıkaranlar, Ensar'ın akıllı ve ileri görüşlü kimseleri değil; henüz cahil olan gençleriydi. Bunları haber alan Resulûllah, Ensar'ın toplanmasını emretti ve onlara şu konuşmayı yaptı: "Ey Ensar! Ben sizi, dalâlete düşmüş kimseler olarak bulmadım mı? Yollarınızı şaşırmış iken yanınıza gelmedim mi? Allah'ın hidayeti size, Benim vesilemle erişmedi mi? Sizler parçalanmış, dağılmış bir durumda iken, Allah, sizi Benim yüzümden birleştirmedi mi? Siz diyebilirsiniz ki: `Sen bize yalanlanmış olarak geldin, biz, Seni doğruladık. Sen terk edilmiş olarak geldin, biz Seni barındırdık.' Böyle deseydiniz doğru söylemiş ve Benim tarafımdan da doğrulanmış olurdunuz. Ey Ensar! Sizleri sımsıkı bağlı olduğunuz Müslümanlığınıza ve âhiret mükâfaatlarına havale
