MUAVİYE’NİN SALTANAT DÖNEMİ (3)


"Kur'an'ın mânâsının sen ve soydaşlarına göre tefsir etmeyen birilerinden sor." "Kur'an benim soyuma nâzil olduğu halde, onun yorumunu Ebu Süfyan ve Ebu Muayt'ın soyuna mı sormam gerekiyor?" "Kur'an'ı okuyun fakat Allah'ın sizin hakkınızda indirdiği ve Allah Resulü'nün bu konuda söylediklerini rivayet etmeyin. Başka şeyler rivayet edin." "Allah şöyle buyurmaktadır: Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır." Muaviye şöyle dedi: "Ey Abbas'ın oğlu! Kendini intikam almamdan koru ve benim aleyhime konuşmaktan sakın! Ama mutlaka bir şey söylemek istiyorsan gizlice söyle ki başkaları onu duymasın." Sonra Muaviye sarayına döndü. Bela ve musibetler her yerde Ali'yi sevenlerin üstüne yağmur gibi yağmaya başladı. Tüm şehirler arasında en ağır baskıyı Kûfe yaşıyordu. Zira bu şehirdeki Ehl-i Beyt taraftarlarının sayısı oldukça fazla idi. Muaviye, Ziyad b. Ebih'i iş başına getirip Basra ve Kûfe'yi ona emanet etti. O da Ehl-i Beyt taraftarlarını takibe almakta ve sorguya çekmekteydi. Kendisi de bu şehirden biri olduğundan dolayı Ehl-i Beyt taraftarlarını iyi tanıyordu. Bu yüzden Ehl-i Beyt taraftarları herhangi bir taşın altında gizlenmiş olsalar dahi onlara çok rahat bir şekilde ulaşabiliyordu. Kimini öldürdü, kimini evsiz-barksız, ve perişan bıraktı. Kalplerde acı vardı. Kiminin el ve ayaklarını kesti. Ve dar ağacında idam etti. Kiminin de gözlerini oydu. Muaviye tüm şehirlerdeki kadılara ve valilere Hz. Ali'nin faziletlerini rivayet edenlerin ve onun üstünlüğü hakkında söz söyleyenlerin şahitliklerini kabul etmemeleri yönünde bir emir gönderdi. Yine aynı şekilde kendi eli altındaki şehirlerde bulunan gö-