MUAVİYE’NİN CEVABI (2)


Burada Muaviye'nin girdiği hileli yol açıkça bellidir. Zira Hz. Ali'nin halifeliğini tanımak için Osman'ın katillerinin teslim edilmesini istemesi ne akla, ne de İslam'a uyar. Zira İslam'da halifeye biat herhangi bir şarta bağlı değildir. Yani biat şarta bağlanamaz. Diğer bir husus kişi, iktidarını tanımadığı bir halifeden herhangi bir talepte bulunamaz. Ancak biat ettikten sonra varsa taleplerini sıralayabilir. Hz. Ali Muaviye'ye yazdığı cevabî mektupta bu hakikatleri ortaya koyuyor ve şöyle diyor: "... Öğütlerle yazdığın, sapıklığınla bezediğin, kötü ve bâtıl reyinle gönderdiğin mektubun geldi. Bir kişinin mektubu ki ne doğru yolu görüp onu sevk edecek gözü var, ne de onu gerçeğe götürecek kılavuzu var. Sapıklık onu çağırmış o da ona uymuş, gitmiş. Dalalet onu çağırmış o da buna icabet etmiş. Hatalara düşerek adım atar, yol yitirir. Çünkü biat birdir, iki olmaz. Ona başka bir reis katılamaz. Ondan baş çekip, kabul etmeyen dine uygun buyruğu kınamış olur. O biatte şüpheye kapılan hataya düşmüş olur. Osman'ın katli hakkında Ben ne emirde bir hataya düştüm ki yakalanayım, ne de onu öldürdüm ki kısas edileyim. Osman'ın katillerini teslim et diyorsun. Bu ne değersiz bir laf, Osman'dan sana ne? Sen Ben-i Ümeyye'nin evlatlarındansın. İntikam almaksa Osman'ın evlatlarına düşer. Eğer Osman'ın intikamını almakta en güçlü kişi olduğunu iddia ediyorsan, önce bize itaat et. Sonra onun katillerini şikayet et. Ben herkesi doğru yola çağırıyorum. Ama senin Talha ve Zübeyr ve Şam ile Basra halkı hakkındaki hükmün çok yersiz ve bâtıl. Herkes için hüküm birdir. Benim Osman'ın katili olduğumu söylemene gelince, sen asla bu konuda bir haber almadın. Kendince yalan söylemektesin. Benim İslam'daki faziletim, Peygamber ile olan yakınlığım ve Kureyş arasındaki derecemi dile getirmişsin. Allah şahit olsun ki, eğer yapabilseydin onu da inkar ederdin!.."1345 1345 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, 6. ve 7. mektuplar
Scroll to top