MERVAN B. HAKEM (3)


Yeni Mısır Valisi Muhammed b. Ebu Bekir'le birlikte yola çıkan heyet, yolda siyah bir kölenin hareketlerinden şüphelenerek onu durdurdular. Adam halifenin kölesi olduğunu ve Mısır Valisi'ne bir mektup gönderdiğini söyledi. Muhammed b. Ebu Bekir mektubu buldu. Mektupta heyette bulunan kişilerin ve Muhammed b. Ebu Bekir'in ve bazı kişilerin öldürülmesi yazılıydı. Ayrıca, "Seni şikayet için bana gelen bu heyetteki kişileri hapset" diyordu.1242 Mektubu okuyan Mısırlılar topluca Medine'ye geri döndüler. Önce Hz. Ali'nin sonra da Hz. Osman'ın yanına gittiler. Osman'a hitaben, "Sen bizim hakkımızda bunları yazdın. Allah da senin kanını helal kıldı" dediler. Hz. Osman mektup olayından kesinlikle haberi olmadığını ifade etti. Durumun ciddiyetinin farkında olan Hz. Ali, köleyi, bindiği deveyi ve mektubu alarak Hz. Osman'ın evine gitti ve kölenin ve devenin kendine ait olup olmadığını sordu. Osman, "bana aitler" dedi. O zaman Hz. Ali, "Mektubu sen mi yazdın" deyince Osman, "Mektupla ilgim yoktur" dedi. Hz. Ali bu kez, "Nasıl oluyor da senin kölen, senin devenle, senin hiç bilgin olmadan yola çıkıyor ve senin mührün olan mektubu taşıyor?" diye sordu. Hz. Osman yemin ederek olaydan haberi olmadığını söylüyordu.1243 Bazı kaynaklarda geçtiğine göre mektup incelenince yazının Mervan'a ait olduğu anlaşıldı. Bu oyunu Mervan hazırlamış, halifenin ağzından bir mektup yazmıştı. Zira valilerin görevden alınmasını içine sindirememişti. O zaman Hz. Ali ve yanındakiler halifeden Mervan'ın kendilerine teslim edilmesini istemişlerdi. Mervan o sırada halifenin evindeydi. Hz. Osman öldürmelerinden çekindiği için Mervan'ı teslim etmedi.1244 Bu olayları ele almamızın sebebi Hz. Osman döneminde Emeviler'in siyasi nüfuzunun ne derece arttığını ve bu dönemde Hz. Ali'nin rolünü daha iyi anlamamız içindir. 1242 İbn Kuteybe, el-İmame, c. 1, s. 35-36; Belazuri, Ensab, c. 5, s. 66-67; Suyuti, Tarihu'l-Hulefa, s. 158 1243 Taberi, Tarih c. 5, s. 387; Suyuti, Tarihu'l-Hulefa, s. 158-159 1244 Belazuri, Ensab, c. 5, s. 67,68; Suyuti, Tarihu'l-Hulefa, s. 159
Scroll to top