MAĞLUBİYETİ CELBEDEN ÂMİLLER (2)


mutlaka İlahî yardıma mazhar olurlar; şüpheye düşen veya imanında zafiyet gösterenler ise bu yardımdan mahrum olurlar. Niyet, ihlâs bozukluğu: Savaşta niyet i'lâ-yı kelimetullah, ihlâs ve rızâ-i Bârî uğruna mücadele etmektir. Bu espri bozulduğunda Cenâb-ı Hak, mü'minler üzerinden desteğini çeker, karışıklık ve bunalım başlar, kalplere korku düşer. Nitekim, Uhud'da ve Huneyn'de ganimet toplama arzusu ve mü'minlerin çokluklarıyla gururlanmaları karışıklık ve paniğe sebep olmuştur. Eğer söz konusu savaşlarda tashih-i niyet ve ihlâs ile derlenip, toparlanma olmasaydı karışıklık ve panik geçici olmayıp mağlubiyete dönüşebilirdi. İtaat ve disiplinin; birlik ve beraberliğin bozulması: Bu da karışıklık sebebi, mağlubiyet alâmetidir. Nitekim, Uhud'daki bunalım ve karışıklığın sebebi; başta merkezî otoritenin meyil ve iradesine ters düşmek, savaş esnasında emre itaatsizlik ve ganimet toplamak derdine düşmektir. Bu sebepler i'lâ-yı kelimetullah mantığına ters düştüğünden adalet-i İlahînin gereği olarak panik ve karışıklık kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkmıştır. Savaşta itaat, disiplin, birlik ve beraberlik büyük önem taşımaktadır. Bu bozulduğunda, mağlubiyet sebepleri baş göstermiş demektir. Bu bozulduğunda, derlenip toparlanma olmaz ise mağlubiyetle karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. Güç, kudret ve zaferi Allah'tan bilmek hususunda zafiyet göstermek: Bu hususta da zafiyet baş gösterdiğinde yine felâketler arka arkaya gelmeğe başlar. Maddî güç ve zâhir sebepler savaşta asıl unsur değildir. Tevhidi anlamak, her şeyin Allah-u Tealâ'nın elinde olduğunu bilmek gerekir.