İMAMETİN HZ. HASAN’A BIRAKILDIĞINA DAİR KAYNAKLARDA GEÇEN BAZI İFADELER (4)
Dün sizin arkadaşınız idim bugün sizin için bir ibret dersiyim. Yarın da sizden ayrılacağım. Eğer bu kaygan zemine sağlam ayak basarsam (eğer ölmezsem) sizin istediğiniz gerçekleşmiş olur. Şâyet bu kaygan zeminde ayak kayarsa (ölürsem) biliniz ki, biz ağaçların dallarının gölgelerinde, rüzgarların savurduğu zerreciklerde havada birbirine girmiş ve izleri yerde yok olmuş bulut katmanlarının gölgelerinde yaşayacağız. Sizin komşunuzdum ki, bedenim birkaç gün sizinle komşuluk etti. Benden geriye size cansız bir ceset kalacak. Hareketten sonra sakin, konuşmaktan sonra, yutkunmuş bir ceset... Sessizliğim, organlarımın hareketsizliği ve gözlerimin kapanmışlığı size ibret dersi versin diye. Benim bu halim, size nice usta konuşmacılardan daha çok öğüt verecektir. Yeniden buluşmak ümidiyle size veda ediyorum. Yarın benim günlerimin (halifelik yaptığım) değerini anlayacaksınız. Allah Azze ve Celle, yaptığım işlerin gerisindeki sırları ortaya çıkaracaktır. Yerimi boşalttıktan ve başkası benim yerime geçtikten (sizi zulüm pençelerinin içine aldıktan) sonra beni tanıyacaksınız. (Benim değerimi anlayacaksınız. O zulümleri gördükten sonra benim bir saatlik hükümetim için ah çekeceksiniz ve ne yazık ki beni bir daha göremeyeceksiniz). Eğer sağ kalırsam, kanımın, sahibi benim. Eğer ölürsem, ölüm benim miâdımdır. Eğer affedersem, bu af benim için yakınlık sebebi, sizin için de güzelliktir. Affedin, hoşgörün. Yoksa Allah'ın sizi bağışlamasını istemiyor musunuz? Vahlar olsun o kimseye ki, ömrü onun aleyhine bir kanıttır veya yaşadığı günler onu bir bedbahtlığa doğru sürükler. Allah Azze ve Celle bizi ve sizi, hiçbir arzunun Allah'a itaat hususunda kusur işlemeye yöneltemediği ve ölümden sonra da azaba çarptırılmasına neden olamadığı kimselerden eylesin. Bizler Allah'ın kullarıyız ve varlığımız O'na bağlıdır." Sonra Oğlu Hasan (aleyhisselam)'a döndü ve şöyle dedi: "Ey oğulcuğum! Bir darbeye karşılık bir darbe vurmaya hakkın var. Bunun ötesine geçip günaha girme." Ali b. İbrahim el-Akili, merfu olarak şöyle rivayet etmiştir:
